Müfredat Sadeleşecek! Açık Uçlu Sınav Dönemi Başlayacak!

"Müfredatı sadeleştiriyoruz"

Peki, 2005 yılında da bunun için köklü bir müfredat değişikliği yapılmıştı. "Uygulama ağırlıklı, sorgulayan, öğrenci merkezli müfredat hayata geçiriyoruz" dendi. İşe yaramadı mı? Hâlâ, aynı eleştiriler var ?

Başlangıç noktası iyiydi. O dönemdekiler bir adım atıyorlar. Üzerinden 10 yıl geçiyor. Artık, yeni bir Türkiye ve yeni hedefler var. Fatih projesi, aklıllı tahta, tablet yoktu. Şimdi 10 yıl önceki Türkiye’den bilgiye ulaşmada çok daha ileri bir Türkiye var. Aynı sistem üzerinden yapılması gereken revizyonları yapıyoruz.Yoksa, köklü bir değişiklikten bahsetmiyoruz. Müfredatta öyle bir başlangıç yapılmış biz onu devam ettireceğiz. Müfredatı sadeleştiriyoruz. 7-8 yılda, 500 bin öğretmen hizmetiçi eğitimden faydalandı ve bunu devam ettiriyoruz. Eğitim sistemi, bugün değişikliği yap, ertesi gün sonuç alacağınız bir şey değil. Orada başlayanlar Türkiye’yi bir noktaya getirdi, bir adım öne taşıyoruz. Eriştiği bilgiyi kullanabilen öğrenci ve eğitim sistemi kurguluyoruz. Bunun için de, teknolojik alt yapımızı bir yere getirdik. İlave olarak, öğretmenlerle ilgili olarak hizmetiçi eğitim sürecini de belli bir noktaya taşımış durumdayız.

"Müfredatta yüzde 40 oranında hafifleme olacak"

Müfredatı sadeleştiriyoruz derken, ders saat sayıları mı, konular mı azalıyor? Yeni müfredatta ne gibi değişiklikler var?

Üç ana durum var. Birincisi, ağır ve bilgi odaklı müfradatımız var. Hem kazanım hem de bilgi düzeyinde bunu hafifleteceğiz. Yüzde 40’lar civarında bir hafifleme olacak müfredatta. İkincisi, bilgiye ulaşmaktan çok, problem çözme kapasitesini geliştiren mantalite yerleştirmeye çalışıyoruz. Üçüncü olarak, Türkiye ilginç süreçler yaşıyor. 15 Temmuz kırılma noktası. Bu coğrafyayı birarada tutacak değerlerin aktarılması da bizim için önemli. Bu anlamda, bu değerlerin eğitim sisiteminin içine aktarıldığı müfredat arzu ediyoruz. Mesleki teknik eğitimde, değerler eğitimi anlamında meslek ahlâkı ve iş ahlâkına müfredatta yer vereceğiz. Âhilik kültürü çok önemli olarak yer alacak. Ders saatleri, ders sayısı totalde azalmasa da günlük ders saatleri sayısında azalma hedefliyoruz.


 

Uluslarası değerlendirmelerde fen, matematik, okuma becerilerinde önceki yıllara göre puanlar bir parça yükselse de, hâlâ sıralamalarda sonlardayız. ÖSYM verilerine baktığınızda da test ortalamaları özellikle fen ve matematikte düşük. Fen ve matematiği neden öğretemiyoruz?

Fen ve matematik gibi derslerde kabul etmiyorum bu eleştiriyi. Baktığınız göstergeler açısından değişir. Ama yabancı dil açısından kabul ediyorum bu eleştiriyi. Ortalama bir OECD ülkesinde yabancı dil öğrenmek için ayrılan saat bir öğrenci için 700 saat civarında. Biz 1200 saat yabancı dil veriyoruz, ama yeterince yabancı dil öğretemiyoruz.

Fen ve matemetikte niye kabul etmiyorsunuz, ortalamalar parlak değil?

Uluslararası sınavlardaki mevzu müfredatımızla alâkalı. Biz, sadece bilgi odaklı eğitim veriyoruz. O sınavlarda bilgiyi kullanmayı değil de, bilgiyi sorduğunuzda daha başarılı olacaktır.

"Açık uçlu sınav dönemi başlayacak"

O zaman, sınav ve test odaklı eğitim sistemini sorgulamak gerekmiyor mu?

Tam oraya gelecektim. Biz testlerle çocukların bilgi düzeyini ölçüyoruz, bilgiyi analiz etme kapasitesini ölçmüyoruz. Pilot uygulamalarına başladık. Yönetmelikte ona göre değişiklik yaptık. Öğretmenlerimizin test yapma sayılarını sınırlandırdık. Açık uçlu sınavları özendirmek istiyoruz. ABİDE (Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) denen bir program geliştirdik. Merkezi sınavları açık uçlu sınav haline dönüştüreceğiz. Aynı şeyi, ÖSYM de çalışıyor. Üniversiteye giriş sınavlarında açık uçlu sınav yapabilir miyiz, yapamaz mıyız diye. Temel problem burada. Bunun sebebi de, 60 kişilik sınıfları olan bir okulda, öğretmen beş sınıfa girse 300 öğrenci eder. Bu kadar öğrenciye klasik sınav yap dediğimizde vakit alır. Ölçme ve değerlendirmede daha kolay yöntemleri tercih için test usulu gerçekleştirmişler. Ama biz ne yaptık, öğretmenin yükünü hafifilettik. Artık 60 kişilik sınıfa girmiyor öğretmen. 20 kişilik sınıflar. Test yapmasını gerektiren bir şey yok. Önümüzdeki dönemde öğretmenin test yapmasını istemiyoruz. Bunu haayata geçireceğiz. 

Peki, öğretmenler de aynı ezberci sistemde okuyor ve mezun oluyor? Bilgiyi kullanmayı nasıl öğretecek, nasıl destekleyeceksiniz öğretmeni?

Maalesef. Yeni aramıza kattığımız aday öğretmenlerle ilgili çok detaylı bir süreç başlattık. 2 yıldır aday öğretmen yetiştirme sürecini çok farklı mekanizmalarla geliştirdik. Bu yıl mülâkatla istihdam ettik. Adaylık sürecinin kalkması bu anlamda becerilerine bağlı hale geldi. Bundan sonra test sınavı ile öğretmen alma felsefesi olmayacak. YÖK de öğretmen yetiştirme süreciyle ilgili çalışıyor. Öğretmenlerimizi ayrıca açık uçlu sınav yapma konusunda hizmetiçi eğitim alıyorlar.

Portatif eğitim birimleri

Başka bir sorun da devamsızlık ve okul terki. Devamsızlıklar yüksek, 15-19 yaş arasında liseyi bitirmeden eğitimden ayrılan gençlerin oranı da yüzde 38. Uluslararası araştırmalarda Türkiye’deki öğrencilerin motivasyonu yüksek çıkıyor. Buna karşın öğrencileri niye okulda tutamıyoruz?

Devamsızlık konusunda da okul terkleri konusunda da her yıl derinlemesine analizler yapıyoruz. Dünyanın her tarafında zorunlu eğitim çağında fireler olur. Türkiye’deki biraz yüksek. Şunu unutmamamk lazım, zorunlu eğitimin tarihi 2012. Bu, bir kültür ve üç dört yılda yerleşecek bir şey değil. Bir mücadele gerektiriyor. İnsanları ikna etmek gerekiyor. Rehberlik faaliyeti yürütüyoruz bu konuda. Sebeplerine baktığımızda bir sürü gerekçe var. Ancak ,çok büyük bir oranla maalesef lise çağındaki çocuklarımız Anadolu’nun pek çok coğrafyasında emeğinden faydalanılan çocuklar. Bahar aylarında devam sorunu ortaya çıkıyor. Ekim mevsimi başlıyor. Bunların hepsiyle ilgili tedbirler almaya başladık. Konar göçer ailerle ilgili yerleştikleri yerlere portatif eğitim birimleri oluşturacağız. Devam konusunda bu yıl geçtiğimiz yıla oranla çok daha başarılı bir yıl geçireceğiz.

"Okul bittiğinde ne olacağına dair beklentisi yok çocukların"

Ortaöğretim izleme raporunuza göre, meslek lisesi, spor liseleri ve imam hatip liselerindeki öğrencilerin devamsızlığı daha fazla. Öğretmenler, öğrencilerin okulda mutsuz oldukları ve akademik başarılarının düşük olduğunu düşündükleri için devamsızlık yaptıklarını söylüyor. Neden bu okullarda devamsızlık daha yüksek ve niye öğrenci mutsuz ve başarısız hissediyor?

Devamsızlık konusunda okul türleri arasında ayrım yapmıyoruz. Ama, her okul türü arasında farklı tedbir almak gerekiyor. Meslek lisesinde çocuk okuldaki atölye ortamını belki beğenmiyor. Çırak ve benzeri gittiği yerlere devam ettiğini görüyorsunuz. Ya da, okul bittiğinde ne olacağına dair bir belentisi yok çocukların. Olumsuz algılarını giderecek rehberlik çalışmaları ile tedbirler alıyoruz. O konuda da önümüzdeki günlerde çokça konuşulacak şeyler paylaşılacak..


 

Liselere yerleştirme sisteminde de çokça eleştirilen nokta, tüm okullara sınavla öğrenci almanın başarılı ve başarısız öğrencileri belirli okullarda toplanmasına neden olduğu. Bunun da öğrencilerin başarısız ve mutsuz hissetmesinde payı olabilir mi ? 

Liselere sınavla öğrenci yerleştirmenin en tehlikeli boyutlarından biri bu. Öğrenciler başarı sırasına göre yerleşiyor. İşte, biz bu algı ile mücadele etmek için diğer liselerimizi geliştirecek tedbirler alıyoruz. Meslek lisesinde istihdam garantisi veren, üniversiteye girişte kolaylıklar sağlayan adımlar atabilir miyiz, başarı düzeyi daha yüksek öğrenciyi meslek lisesine çekebilir miyiz diye çalışıyoruz.
kaynak: AL JAZEERA  TÜRK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kazo 1 ay önce

adam okullara bile mülakat getirecek, bu adam züper zeka , keşke şu meb deki lerede bi sınav yapsak acaba kaçı oturduğu koltukta oturmaya devam eder

Avatar
Türkmen 1 ay önce

:D

Avatar
kamo 1 ay önce

Açık uçlu sınav ne demek, kullanışlılığı geçerliliği güvenirliği nedir bu bakanlıkta kaç kişi biliyor acaba

Avatar
edebiyat 1 ay önce

müsteşarın ben eğitimden anladığını sanmıyor . birileri bir yerde birşey yapıyor, biri çıkıp birşey söylüyor o söylenen doğru kabul ediliyor .