PISA patronu: Öğretmene yatırım şart!

Türkiye’nin PISA 2018’deki karnesini değerlendiren Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) patronu olarak bilinen OECD Eğitim ve Beceriler Başkanlığı Direktörü Andreas Schleicher, öğretmenlere ayrılan kaynağın ve eğitim kalitesinin arttığını, bunun da Türkiye’yi üst sıralara taşıdığını söyledi. Ankara Eğitim Platformu Başkanı Mirkan Aydın’ın davetlisi olarak Ankara’ya gelen, Hürriyet’in sorularını yanıtlayan Schleicher, 2023 Eğitim Vizyonu’nun kaliteyi arttıracağını belirterek, “Türkiye bu vizyonu yapmalı” dedi. Ancak yapılan sınavların sadece bilgiyi ölçtüğünü, beceri ve yeteneği ölçmediğini ifade eden direktör, “Eğer Türkiye sınav sistemini değiştirmezse 2023 Eğitim Vizyonu gerçekleşmez” diye ekledi. Yapılan anketlerde öğretmenlerin mesleki heveslerinin olmadığını söyleyen PISA patronu “Türkiye öğretmenlere yatırım yapmalı. Öğrenci, öğretmenin kalitesi kadar eğitim alabilir” diye konuştu. Direktörün ailelere önerileri de var. Değerlendirmelere göre, ailenin çocuğa “Bugün okul nasıldı?” diye sormasının PISA sonuçları üzerindeki etkisi, gelir düzeyinin etkisinden daha fazla. Schleicher’in açıklamaları şöyle:

‘PISA patronu’ndan Türkiye yorumu: Kalite arttı çıta yükseldi
METNİ ANLAMADA İYİLER
“Türkiye’de sadece skorlarda değil, 15 yaş grubu öğrencilerin okula devamlılığı konusunda ciddi bir artış gözlemledik. Eğitime, öğretmenlere ayrılan kaynak da, kalite de arttı. Tüm alanlarda sağlıklı gelişim izlendi. Geliştirilmesi gereken alanlar da var. Öğrenciler bir metni okumada, anlamada iyiler ama bir fikir üretmede iyi değiller. Sadece yüzde 3.3’ü olgu ve düşünce arasındaki farkı ayırt edebiliyor. Örneğin, matematikte bir problemi işlemle çözmesini istediğinizde çok iyiler. Fakat, gerçek hayatta bir soruyu matematik sorusu olarak çözmede başarılı olamıyorlar. Bu geliştirilmesi gereken ciddi bir alan. Müfredat gelişti. Becerilerin geliştirilmesi için sağlıklı bir müfredat var. Ama sınavlar sadece, bilgiyi ölçüyor. Bu da eğitimi olumsuz etkiliyor. Hayat eleştirel düşünme, problem çözme yönünde eğitime evriliyor ama sınav dünyasında bunu yapmaya fırsat bulamıyorsunuz.

ÖĞRETMENE YATIRIM ŞART
Türkiye’de öğrencinin evde ve okulda eğitime ayırdığı zaman çok fazla, OECD ortalamaların üstünde. Ama eğitimin verimliliğinde ciddi çekincelerimiz var. Türkiye, öğretmen eğitimine yatırım yapmalı. Öğrenci, öğretmenin kalitesi kadar eğitim alabilir. Müfredat ve kitap bir yere kadar öğretir. Öğretmeni kendini geliştirebileceği bir meslek erbabı haline getirmeniz şart. Türkiye’nin eğitim sistemi, eğitimin birçok asli unsurunu yok ediyor. Çocuğun sahip olması gereken duygusal, sosyal ve bilişsel beceriler dar bir çerçevede ele alınıyor ve çocuklar bundan mahrum kalıyor .”

VELİLERE ÖNERİLER
- SINAV sadece giriş bileti, eğitimde makbuzdur. Duyuşsal, bilişsel, davranış olarak nasıl geliştiğine bakın. Sadece bilgi ölçen bir sınava göre çocukla ilgili yargı oluşturmayın. Kendinizi okulun paydaşı görün. Örneğin, çocuğunuz akşam eve geldiğinde “Bugün okul nasıldı?” diye sormanız onun eğitimiyle ilgili bir mesaj vermenizdir. Sadece bu soruyu sormanın PISA sonuçları üzerindeki etkisi, gelir düzeyinin etkisinden daha fazla çıktı.

2023 EĞİTİM  VİZYONU’NU BEĞENDİM
- 2023 Eğitim Vizyonu’nun odağını, sosyal ve duygusal becerileri geliştirme yönünü çok beğendim. Türkiye bu vizyonu yapmalı. Ancak 2023 bize göre çok yakın bir tarih. Bu tür reformlar çok daha uzun vadeli olarak yapılır. Bugüne kadar Türkiye’de yapılan tepeden inme birtakım programların, müfredatların bastırılması oldu. Öğretmen, öğrenci, velilere sorup, geri bildirimlerle bu vizyonu oluşturursanız çok daha sağlıklı olur. Eğitimdeki en büyük sıkıntı, her zaman teoride doğrudur ama bu uygulamaya geçtiğinde gerçekleşmez.

SINAV SİSTEMİ NASIL OLMALI
- Okullardaki eşitliği sağlarsak sınav üzerindeki bu baskı da azalır. Açık uçlu soruların olması gerekir. Çocukların uzun süreli projelerin sonuçlarını da buna katabiliriz. Eğer iyi bir seçme sınavının nasıl olması gerektiğini merak ediyorsanız, bir işverene gidin, o işe alımda nasıl bir süreç izliyor buna bakın. En ideal yöntem bu. Sınava girebilirler ama mülakat yapacaklar ve birçok beceriyi ölçecekler. Burada bir denge kurmak gerekiyor. Objektif, güvenilir olduğu için sınavlar bilgi ölçen sorulardan yapılıyor ama diğer taraftan açık uçlu, becerileri tarayan sınavlar var. Bunun arasındaki dengeyi kurup, her ülkenin kendi ihtiyacına göre bu sınavları tasarlaması gerek. Ayrıca, teknoloji çok sağlıklı sınav yapmamıza imkân verdi. Bilgisayar tabanlı sınavlarla farklı becerileri ölçmeye, çocuğu takip etmeye başladık. Eğer Türkiye bu sınavı değiştirmezse 2023 Vizyonu hiçbir şekilde gerçekleşmez.

EVE YAKIN OKUL EN İYİ OKULDUR
- Sınav sistemini standart halde sunduğunuz sürece okullar arasındaki başarı farkının kapanması mümkün değil. Bir restorana gittiğinizde size birçok farklı yemek önerirler, en güzelini kendinize göre seçmeye çalışırsınız. Ama sadece bir yemeğin güzel olduğunu düşündüğünüz bir restoranda herkes o yemeğe hücum eder. En iyi öğretmenleri düşük seviyedeki sınıflara, en iyi okul liderlerini en alt seviyerlerdeki okullara atamamız gerekiyor. Finlandiya’da en yakın okul her zaman en iyi okuldur. Aralarında herhangi bir fark yok. Çin’de de aynı şekilde. Okullar arasındaki farkı azaltmak için eşitliği sağlamalısınız. Bunu sağlarsanız sınav anlamını yitirecektir. Sınava talep de ortadan kalkacaktır.

Aynı şey üniversitede de geçerli. Eğer üniversite sınavı insanın refah düzeyini arttıracak tek seçenekse herkes üniversitede okumak ister. Sınavın önemi kalkar. Örneğin, Almanya’da üniversite kalitesinde meslek yüksekokulları var. Oradan da çok güzel meslekler edinip, refah seviyesine ulaşılabiliyorlar. Doğal olarak sınava olan talep yok olmaya başladı. Bunu yapmak zor olabilir ama insanları bu şekilde dar bir alana yöneltmekten daha başarılı. Sizin sınavınız şu anda öğrencilerin tek bir alandaki başarısına saygı duyuyor. O da bilgi. Sadece bunu ölçüp, değer veriyorsunuz. Bilginin dışında öğrencinin sahip olduğu diğer yeteneklere de önem verilmeli.

ÇİN NEDEN BAŞARILI?
- PISA 2018’de en büyük sürprizlerden biri Çin’de dört büyük bölgede yaptığımız sınavlarda 20 yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz gerilikte bir eğitim varken, bugün en ileri eğitimin sağlandığını gördük. Öğretmenliği cazip meslek haline getirdiler. Sadece finansal olarak değil, toplumdaki algı da değişti. Çin’deki devlet okulları kendilerini geliştirmede özgür. En iyi öğretmenler, gönüllü olarak engelli öğrencilerin olduğu okullara gidiyor. Çünkü kendilerini geliştirme peşindeler. Diğer bir etken de eğitime ve geleceğe çok önem vermeleri. Geleceğe baktıkları için son kaynaklarını bile çocuklarının iyi eğitim alması için yatırabiliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.