Türkiye'deki eğitim dünyayı ikiye böldü

London Scholl of Economics'te gerçekleştirilen bir analizde, Türkiye önümüzdeki yıllarda eğitim alanında kat edeceği mesafe ile dikkatle izlenmesi gereken ülkeler arasında yer aldı. Analize göre, 78 ülkede 15 bin üniversite bulunuyor ve bir bölgedeki üniversite sayısı iki katına çıkarırsa, o bölgede beş yıl içinde GSYİH'da %4,7 oranında artış sağlanıyor. Bu çıkışı yapabilecek ülkeleri araştıran uzmanlar, yüksek öğretim açısından Tayland, Arjantin, Şili, Türkiye, İran, Kolombiya ve Sırbistan'ı yükselen yıldızlar olarak tanımladı ve bu gruba TACTICS adını verdi.

TACTICS, taşıdığı potansiyeli ile Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'yı (BRICS) aşma potansiyeline sahip. Tüm bu ülkelerde kişi başına düşen milli gelir, 15 bin doların altında, ancak gençlerin en az yarısı yüksek öğretime kaydoluyor. 2010-2014 arasında katılım da %5 veya daha fazla arttı. Analizde, bu ülkelerde büyüme rakamlarının önümüzdeki on yılın belirleyici bir özelliği olabileceğine vurgu yapıldı. Araştırmada Türkiye'ye özel bir bölüm de ayrıldı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 1.500'den fazla akademik dekan istifa etmek zorunda kaldığını açıkladı. Bu tasfiyelerin Türkiye'nin itibarına ve ülkenin üst düzey araştırmacıları cezbetme kabiliyetine büyük zarar verebileceğine işaret edildi. Londra'da yapılan çalışma, gelecek açısından umut verse de eğitim alanında yol alınması gereken çok yol olduğuna işaret eden açıklamalar da var. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) "2016 Tek Bakışta Eğitim" adlı yıllık raporunda Türkiye, 38 OECD üyesi ülke arasında 35'inci sırada yer aldı. OECD'nin yıllık olarak yayımladığı rapor, eğitim süresi ve öğrencilerin yetenek ve donanımlarının yanında, 25 ila 64 yaş arasındaki yetişkinlerin lise ve üstü eğitim olanaklarına erişimi gibi ölçütleri ele aldı. Rapor, yüksek öğretimdeki cinsiyet eşitsizliği ve eğitimde sosyal eşitsizlikleri de mercek altına aldı.

OECD'nin eğitim endeksinde, Finlandiya listede ilk sırada yer alırken, Estonya, Danimarka, Polonya ve Avustralya sırayla onu izledi. Sondan dördüncü sırada yer alan Türkiye'yi Güney Afrika, Brezilya, Meksika takip etti. OECD üyesi ülkelerin karşılaştırıldığı raporda, Türkiye'de ortalama eğitim görme süresi OECD ortalamasının da gerisinde kalarak 16,9 yıl olarak tespit edildi. Türkiye'de 25-64 yaş arası lise mezunlarının oranı ise, yüzde 36. Bu oran, yüzde 76'ya ulaşan OECD ortalamasının oldukça gerisinde ve en düşük sıralamalardan biri.

PISA ALARM VERDİ

Uluslararası PISA testi sonuçlarına göre, Türkiye'deki öğrenciler bilim, matematik ve okumada OECD ortalamasının da altında kaldı. Araştırma sonuçlarında şu detaylar bulunuyor: Araştırmanın sonuçlarına göre, Singapurlu öğrenciler matematik, bilim ve okumada en yüksek notları alarak en başarılı öğrenciler oldu. Türkiye ise en alt sıralarda yer aldı. OECD ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin yüzde 7.7'si bilim konusunda testte en yüksek sonuçları aldı. 20 ülkede ise öğrencilerin sadece yüzde 1'inden azı en yüksek notları aldı. Türkiye'de bu oran yüzde 0,3 seviyesinde. Singapur, Çin ve Tayvan matematik konusunda başı çekiyor. Japonya'daki öğrencilerin performansı ise OECD ülkeleri arasında en iyisi. Türkiye'deki öğrencilerin matematik testindeki başarı ortalaması OECD ülkeleri ortalamasının altında. Singapur, Çin, Kanada ve Finlandiya okumada en iyi performansı gösteren yerler oldu. OECD ülkeleri arasında Kanada ve Finlandiya başı çekiyor, Türkiye ve Meksika ise en sonda yer alıyor.

EN MUTSUZU TÜRK ÖĞRENCİLER

OECD'nin gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, hayatından mutsuz olan öğrenciler sıralamasında Türkiye ilk sırada yer aldı. Türkiye'de öğrencilerin yüzde 30'a yakınının mutsuz olduğu belirtilen araştırmada, öğrencilerin yüzde 25'i ise mutlu olduğunu belirtildi. OECD ülkelerinde mutsuz olan öğrencilerin ortalaması yüzde 11,8 olurken, gençleri en mutlu olan ülke yüzde 68 ile Dominik Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeyi sırasıyla Meksika ve Kosta Rika takip etti. OECD'nin 2013 rakamlarına göre yaptığı çalışmada ise araştırma geliştirme faaliyetlerinde Türkiye son sıralarda yer aldı. GSYH'sinin yüzde 0,95'ini araştırma-geliştirme çalışmalarına ayıran Türkiye'yi yüzde 0,87 ile Polonya ve yüzde 0,83 ile Slovakya takip etti. Bu alana en çok yatırım yapan ülke ise yüzde 4,21 ile İsrail oldu.

AVRUPA'NIN GERİSİNDEYİZ

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, 19 üyeli Euro Bölgesi'nde mevsimsellikten arındırılmış işsizlik, mayısta nisan ayına göre değişmeyerek yüzde 9,3 oldu. Mayıs ayında 25 yaş altı genç işsiz sayısı AB'de 3 milyon 763 bin olurken, bunun 2 milyon 622 bini Euro Bölgesi'nde yer aldı. Genç işsizlik oranı ise AB'de yüzde 16,9 ve Euro Bölgesi'nde yüzde 18,9 olarak ölçüldü. Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı mart ayı istihdam rakamlarına göre ise Türkiye'de işsizlik oranı, yüzde 11,7 olarak ölçüldü. İstihdam seferberliğinin etkisiyle iki ayda 1,3 puan gerileyen işsiz nüfusta gençlerin durumu ise çok daha vahim. Ocak ayında yüzde 24,5'e ulaşan genç nüfustaki işsizlik oranı aradan geçen iki ayda yüzde 21,4'e gerileyebildi. Seferberliğin etkisiyle sağlanan bu düşüşün sürdürülebilir olmasından endişe ediliyor.

25 MİLYAR DOLARLIK KAYIP

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD), geçtiğimiz yılın Ekim ayında paylaştığı bir çalışmada ise Türkiye'de "çalışmayan ve eğitim/öğretim görmeyen" gençlerin ekonomiye üretime katılmamaktan kaynaklanan "maliyetinin" GSYH'nin yüzde 3,4'ü, yani yaklaşık 25 milyar dolar olduğunu açıkladı. Raporun Türkiye bölümünde ülkede hem çalışmayan hem de okumayan gençlerin oranının büyük oranda düştüğü, ancak Türkiye'nin bu alanda yüzde 30 ile 35 OECD ülkesi arasında en yüksek orana sahip olduğu belirtiliyor. Kurumun bu yıl yaptığı bir diğer çalışmada ise nitelikli iş gücü en düşük olan ülkeler sıralamasında Şili lider, Türkiye ikinci sırada. Japonya ise bu alanda en iyi durumdaki ülke konumunda.

Kaynak: Karar Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.