'Veliler üzerindeki baskıyı kaldırdık'

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Tekin: "İstediği okul türüne yerleşemeyen ya da yerleştiği okul türünü beğenmeyen öğrenciler için boş kontenjanlarımızın kaldığı okul türlerinden ilerleyen aylarda, takvimi açıklamadık henüz ama ağustos ayında çocukların önüne bu kez başka bir seçenek sunacağız. 'Ben bu okul türünde kesinlikle okumak istemiyorum' diyen öğrenciye, istediği okul türünden başka bir okul önereceğiz ama bu kez bizim boş kontenjan kalan okullarımızdan önereceğiz bunu"

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, liseye yerleştirmelerde yeni sistemde öğrencilerin beş tercih yapacağını belirterek, "Öğrenciler, beş tercih yaptılar ve istemediği bir okul türüne yerleştiler diyelim. Ondan sonra nakil veya ek yerleştirme süreçleri başlayacak." dedi.

Tekin, Habertürk televizyonunda yayımlanan programda, liseye yerleştirmelerde uygulanacak yeni sistem ve eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul'daki veya Türkiye'nin herhangi bir ilindeki liselerde donanım ve fiziksel kapasite olarak bir fark olmadığını ifade eden Tekin, bu okullarda çalışan öğretmenlerin de atanma koşullarının, mezun oldukları okullar ve formasyonlarının neredeyse birbirine çok yakın olduğunu söyledi.

Okullar arasındaki farklılığı oluşturan hususun o okula gönderilen öğrencilerden kaynaklandığını vurgulayan Tekin, "Eğer siz aynı başarı grubundaki öğrencileri, herhangi bir liseye, sınıfa toparlarsanız, otomatik olarak başarılı öğrenciler orada olduğu için o liseler başarılı olur. Hiç başarılı öğrencinin gitmesine izin vermediğiniz başka bir lisede ise başarısızlık imajı oluşur ve bu böyle devam eder." diye konuştu.

Tekin, öğrencilerin dağılımını, çeşitliliği yansıtacak şekilde yaptıklarında okullar arasındaki başarı dengesinin kendiliğinden sağlanacağını bildirerek, "Bir milyona yakın öğretmenimiz var. Biz bu öğretmenlerin hepsine aynı derecede güveniyoruz. Bu öğretmenlerimizin hepsi iyi öğretmenler. Bu öğretmenlerimizin hepsine gönderdiğimiz materyal, kitap aynı. Tek fark, etki edemediğimiz, yönlendiremediğimiz tek süreç buraya giden öğrencilerin belli bir homojenlik arz etmesi." değerlendirmesinde bulundu.

- "İlçeler üzerinden eğitim bölgesi oluşturmuyoruz"

Tekin, eğitim bölgelerini nasıl oluşturduklarına ilişkin soruya karşılık, ilçeler üzerinden bir eğitim bölgesi planlaması yapmadıklarını, liseleri baz alarak, bu liseye gelebilecek öğrencilerin hangi bölgede oturan çocuklar olduğuna baktıklarını, mahalle mahalle, sokak sokak her lisenin etrafında bir daire oluşturduklarını anlattı.

Tüm öğrencilere her okul türünden dokuz okul tercihi sunacaklarını bildiren Tekin, şöyle konuştu;

"Bu tabloda öğrenciler, beş tercihi doldurmak zorundalar. Öğrenciler, beş tercih yaptılar ve istemediği bir okul türüne yerleştiler diyelim. Ondan sonra nakil veya ek yerleştirme süreçleri başlayacak. İstediği okul türüne yerleşemeyen ya da yerleştiği okul türünü beğenmeyen öğrenciler için boş kontenjanlarımızın kaldığı okul türlerinden ilerleyen aylarda, takvimi açıklamadık henüz ama ağustos ayında çocukların önüne bu kez başka bir seçenek sunacağız. 'Ben bu okul türünde kesinlikle okumak istemiyorum.' diyen öğrenciye, istediği okul türünden başka bir okul önereceğiz ama bu kez bizim boş kontenjan kalan okullarımızdan önereceğiz bunu. Bu kez belki adresine yakınlık sıralamasında bir kategori çemberin dışındaki bir okul önermiş olacağız."

Tekin, Anadolu liselerindeki eğitimin daha iyi olduğu düşüncesiyle buralara yığılma olabileceğine dair endişelerin tamamen ön kabule bağlı düşüncelerden kaynaklandığını, mevcut sistem içinde öğrencilerin yüzde 43'ünün meslek, yüzde 12'sinin ise imam hatip liselerine gittiğini aktardı.

İstediği okula yerleşemeyen öğrencilerin özel okullara gitmek zorunda kalabileceğine yönelik eleştirilerin de ön kabul çerçevesinde yapıldığını belirten Tekin, öğrencilerin istemedikleri okul türüne yerleştirilmeyeceğinin altını çizdi.

Özel okul temsilcilerinin öğrenci kaybedeceklerine yönelik endişeler taşıdığına işaret eden Tekin, "Özel okul temsilcileri, 'Bu sistemle bizim öğrenci profilimiz zarar görecek. Daha az sayıda öğrenci bize gelecek.' eleştirisini yapıyorlar. Çünkü, 'Siz herhangi bir sınava bağlı olmaksızın velilere rahatlıkla ulaşabilecekleri okul tercihleri sunacaksınız. Dolayısıyla bizi daha az tercih edecekler.' diye onlar da eleştiri yapıyorlar." ifadelerini kullandı.

Tekin, "Liselere girişte yapılacak merkezi sınav öğrencileri sınav stresinden kurtarayım derken, onları daha büyük bir rekabet içine sokmadı mı?" sorusuna yanıt verirken, TEOG'a giren öğrencilerin yüzde 10'dan bile daha düşük liseler için sınava girdiğini hatırlattı.

"Yüzde 5 oranında bir lise daha fazla tercih ediliyordu. Öğrencilerin yüzde 75'i bu liseleri tercih ediyordu. Şimdi biz geriye kalan okullar için öğrencilere, velilere bir alan açıyoruz." diyen Tekin, şöyle devam etti:

"Şu garantiyi veriyoruz, seçtiğiniz bir okul türüne ve erişim olarak sınav olsaydı eğer gideceğiniz okuldan çok daha yakın ve çok daha rahat bir şekilde ulaşabileceğiniz bir lise alternatifini size sunuyoruz. Listeleri yayınladığımızda velilere bu dokuz okuldan bir tanesine çocuğunuz yerleşecek dediğimizde, veliler de yüzde 10'luk kitleye giremeyeceğini düşündükleri çocukları bu sınava sokmaktan imtina edeceklerdir. Böyle bir sınav stresini çocuğuna yaşatmak istemeyeceklerdir."

Müsteşar Tekin, belki ilk yıl çok sayıda öğrencinin sınava girmek isteyebileceğini değerlendirerek, "500 bin dolayında öğrencinin sınava girebileceği tahmin edilebilir ama ilerleyen yıllarda bu sınava giren öğrencilerin sayısı sınavla öğrenci alan lise kontenjanının iki katını aşmayacaktır." şeklinde konuştu.

Bir baba olarak çocuklarını bu sınava sokup sokmayacağı sorulan Tekin, "Bana, evime, şu anda oturduğum bölgeye yakın bir okula çocuğumu yerleştirme garantisi varsa asla ben çocuğumu o sınava hazırlamam, o sınava da sokmam çocuğumu." yanıtını verdi. Bütün okulların nitelikli ve eşit düzeyde olduğunu dile getiren Tekin, "Dolayısıyla benim baktığım yerden bütün liselerimiz eşit fiziksel imkanlara sahip, bütün liselerimizdeki öğretmenler eşit donanımlara sahip, tek farkı oluşturan şey bu liselere giren öğrenci profili." ifadelerini kullandı.

- Sınavdaki ara 15-20 dakika olacak

Merkezi sınavda, sabah ve öğleden sonra bir oturum şeklinde ayrım olmayacağını kaydeden Tekin, "Daha önce TEOG uygulamasında yaptığımız gibi yine arada 15 veya 20 dakikalık bir teneffüs, ihtiyaç giderme arası verip, sınavlarına devam etmelerini sağlayacağız." dedi.

Yusuf Tekin, soruların puan ağırlığına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, sınavda 90 soru sorulacağını, soruların değerlendirilmesinde zor ya da çok az sayıda öğrencinin yaptığı soruların ağırlıklandırılmış hesaplamasının yapılacağını ve buradan bir not ortaya çıkacağını söyledi.

- "Veliler üzerindeki baskıyı kaldırdık"

Sınavda, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden de soru sorulmasına yönelik eleştirilerin dile getirilmesi üzerine Tekin, şöyle konuştu:

"Biz temel kurgumuzu ortaokullardaki eğitim üzerine yaptık. Ortaokullardaki temel dersler ne ise biz o derslerden soru sormak üzerine kurguladık. Haftalık ders saatleri üzerinden bir ağırlıklandırma yaptık. Anayasal olarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yorumu her ne kadar farklı olsa da iç hukukumuzda bizim açımızdan böyle bir karşılığı yok. Anayasal bir derstir ve bizim müfredatımızda anayasal olan tek ders Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersidir. Dolayısıyla biz bu dersten zaten o dersi alan müfredatta bu ders ile ilgili kazanımlarından biz o çocuklara sınav yapacağız. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf olan öğrenciler için TEOG sisteminde de farklı alternatifler sunduk. Bu öğrenciler için yine aynı sistem uygulanacak."

Yusuf Tekin, imam hatip okullarının sayısına ilişkin bir soruyu, "28 Şubat öncesinde Türkiye'de orta öğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin yüzde kaçı imam hatip okullarına gidiyordu, bugün yüzde kaçı gidiyor? Orantıyı böyle kurmak lazım. Şu doğru değil, o gün 600 bindi, bugün şu kadar... Böyle değil. Biz böyle bakmıyoruz olaya. Biz şöyle bakıyoruz. O gün lise öğrencilerinin yüzde kaçı imam hatip okullarına gidiyordu? Yüzde 11-12 civarında öğrenci 28 Şubat öncesinde imam hatip okullarına devam ediyordu. Bugünkü rakamlarımız da yüzde 12'ye yakındır. Böyle baktığımızda kesinlikle herhangi bir şekilde bir yönlendirme ya da artış söz konusu değil. Sadece burada yapılan şey, çocuklarını imam hatip okullarına göndermek isteyen veliler üzerindeki baskıyı kaldırmış olduk." şeklinde yanıtladı.

TEOG'da, çocuklarını imam hatip liselerine göndermek isteyip de gönderemeyen velilerin şikayetleri ile karşılaştıklarını dile getiren Tekin, aynı zamanda "bin kontenjanlı imam hatip lisesinde 250 öğrenci kalıyor." şeklinde bir eleştiri de aldıklarını aktardı. Tekin, "Bu, çok art niyetli bir eleştiri. Bu imam hatip yeni açılmış. 9. sınıfın kontenjanı 250. 250 tane öğrenci var, evet, 10'uncu, 11'inci, 12'nci sınıflarda öğrenci yok. Ama bu okul zaten yeni açılmış. İlk açıldığı yıl, 9. sınıf kontenjanını doldurmuş. Yüzde 90'ın üzerinde bir doluluk var. Bunu fotoğraflayıp, bu okul, yüzde 25 kontenjanla çalışıyor demek çok ahlaki bir önerme değil." dedi.

Tekin, imam hatip okullarının üniversiteye giriş sistemindeki başarısına bakıldığında, bu yılki başarının bir önceki yıla göre daha yüksek olduğuna dikkati çekerek, "Siyasetçilerin ellerine notlar veriliyor, onlar da bu notların doğruluğunu teyit etmeden konuşuyorlar. Ben açıkça şunu söyleyeyim herhangi bir siyasetçi, elindeki notla ilgili olarak bizden bilgi istediğinde, bunun doğruluğunu check etmek istiyorum dediğinde, rahatlıkla bu verileri kendisiyle paylaşacak durumdayım. Bu önermeleri dile getirmeden önce bizimle diyaloğa geçmelerini, bizim elimizdeki verileri de kullanmalarını isterim açıkçası." ifadelerini kullandı.

Muhalif kesimden gelen "AK Parti daha dindar bir nesil yetiştirmek için eğitim sistemini değiştirdi." yönündeki eleştirilerin dile getirilmesi üzerine Tekin, "Ben 4,5 yıldır müsteşarım. Hiçbir kimse, müfredatınızı değiştirin ve daha dindar bir hale getirin diye bize bir talimat vermedi. Bunu nereden çıkartıyorlar bilmiyorum. Ancak şu iki kavramı insanlar birbirine karıştırıyor. Dindar nesil ile değerlerine bağlı nesil arasında çok farklılıklar var. Dindarlık başka bir kategoridir. Bu coğrafyanın ortak değerlerine sahip çıkmak ve bu değerlerin gelecek kuşaklara miras bırakılmasına, bu değerler etrafında bir toplumsal yapı oluşturulmasını sağlamak başka bir şeydir. Biz bu ikincisi ile ilgili çalışıyoruz." karşılığını verdi.

AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.