Kanunla nikahsız yaşamayı teşvik mi ediyoruz?

Bekar veya dul kızlara niçin yetim aylığı bağlanır?

Her ne kadar birileri ısrarla kadın erkek eşitliğinden bahsetse de Türk toplumunda erkeklerden ziyade kız çocukları sıkı bir koruma altına alınmıştır. Bunun sosyolojik alt yapısını irdelemeyi konu uzmanlarına bırakmanın daha doğru olacağını düşünüyoruz. Belirli bir yaşın üzerindeki erkek çocukları anne veya baba üzerinden sağlık yardımı veya yetim aylığı alamazken kız çocuklarına yaşlarını ne olursa olsun bu hak evlenmediği sürece kullandırılır. 5510 sayılı Kanun'un ilk versiyonunda sağlık yardımı açısından erkek çocuklarla kız çocuklar eşitlenmiş ancak gelişen süreçte tekrar eski hale getirilmiştir. Demek ki kız çocuklarına karşı pozitif ayrımcılık yapılarak koruma altına alınmıştır.

İşte bu noktada bekar veya dul kız çocuklarının yaşları ne olursa olsun bunlara babalarından veya annelerinden yetim aylığı bağlanması ile acı gerçek karşımıza çıkmaktadır. Birçok konuda ifrat ve tefrit yaptığımız gibi bu konuda da ölçüyü kaçırdığımızı ifade etmek isteriz. Ölçüyü nasıl kaçırdığımızı açıklayalım.

5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi eşinden boşandığı halde eski eşiyle fiilen birlikte yaşamayı cezalandırıyor ve aldıkları gelir veya aylığı kesiyor. Aynı kişi, nikahsız olarak başka birisiyle fiilen birlikte yaşamakta ise aylıkları kesilmemektedir. Bu durum kendi içerisinde ciddi bir çelişki barındırıyor. Yine aynı durum ölen kişinin eşinin başka biriyle nikahsız yaşaması halinde de geçerlidir. Yani amacımızın net olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda amacımız yetim maaşı alabilmek için boşandığı eşiyle birlikte yaşayanları cezalandırmak mı yoksa kanunun amacı dışındaki uygulamaların önüne mi geçmek midir?

Kız çocuğu milyoner olsa dahi yetim maaşı alabiliyor

Diğer bir çelişki de ölen sigortalının kız çocuğu milyoner olsa dahi yetim maaşı bağlanmasıdır. Aynı şekilde erkek çocuk yiyecek ekmek bulamasa dahi belirli bir yaştan sonra yetim maaşı alamamaktadır. Kız çocuklarına aylık bağlanmasının altında sosyal devlet niteliğinin ön planda olması yatmaktadır. O zaman yiyecek ekmeğe muhtaç erkek çocuklara aylık bağlanmazken milyoner olup da evlenmemiş kız çocuklarına niçin yetim maaşı bağlıyoruz? Amaç her halükarda kız çocuğuna yetim maaşı bağlamak olamaz ve olmamalıdır.

Halbuki burada da gelir testi yönteminin uygulamaya konulması gerekmektedir. Bu halde kız çocuğu ihtiyaç sahibiyse yetim maaşı bağlanır yoksa bağlanmaz. Yoksa ihtiyaç sahibi olan erkek çocuğa yetim aylığı bağlanmazken milyonlar sahibi kız çocuğuna yetim aylığı bağlanmasının mantığını hiç kimse izah edemez. Bu konunun mutlaka 5510 sayılı Kanun'da çözüme kavuşturulması gerekiyor. Yoksa kamu vicdanını rahatlatamayız. Yıllardır bu sorun bilinmesine rağmen niçin çözüm iradesi gösterilmediğini anlamak mümkün değildir.

Nikahsız olarak eski kocalarıyla yaşayanlarla ilgili çelişki

5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi eşinden boşandığı halde eski eşiyle fiilen birlikte yaşamayı cezalandırıyor ve aldıkları gelir veya aylığı kesiyor. Aynı kişi, nikahsız olarak başka birisiyle fiilen birlikte yaşıyorsa aylığı kesilmiyor. Peki bu durum kendi içerisinde tutarlı mıdır? Elbette hayır.

Aynı şekilde eşinden boşandığı halde fiilen başka birisiyle resmi nikah olmadan yaşayanların gelir ve aylıkları kesilmediği gibi eşlerinin ölmesi halinde başka biriyle resmi nikah olmadan yaşayan kadın veya erkeğin dul maaşının kesilmemesidir.

Kanunun 56. maddesinin yetersiz olduğu ve içerisinde ciddi bir boşluk olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Her şeyden önce fiilen birlikte yaşamaktan ne anlaşılmalıdır? Bunun tespiti nasıl yapılacaktır. Eski eşin çok kısa süreliğine çocuklarını görmek için eve gitmesi ve evde kalması fiilen birlikte yaşamak mıdır? Eski eş hastalanmışsa ve bakacak kimsesi yoksa buna bakmak için eve gitmek fiilen birlikte yaşamak mıdır? Bu ve benzeri birçok soruyu çoğaltmak mümkündür.

Kanunun 56. maddesinde; "Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır" ifadesi oldukça müphemdir ve ciddi boşluklar taşımaktadır. Bu maddenin uygulanmasından sonuca ulaşmak mümkün değildir. Öncelikle bir karar vermemiz gerekiyor. Biz nikahsız birlikte yaşamaya mı karşıyız? Yoksa eski eşle nikahsız yaşamaya mı karşıyız? Fiilen yaşamanın çerçevesi nedir? Adam iki katlı evin alt katında kadın da üst katında oturuyorsa fiilen yaşamayı nasıl tespit edeceksiniz?

Dul eşin nikahsız yaşaması maaş almaya engel değildir

Ölen sigortalının dul eşinin ölüm aylığı alabilmesi için sonradan evlenmemesi gerekiyor. Eşin evlenmesi durumunda hak sahibi olma niteliği ortadan kalktığı için ölüm aylığı kesilmektedir. Nasıl ki; sigortalının sağlığında dini nikahlı olması kişiyi hak sahibi yapmaz ise resmi nikahlı eşin ölümü sonrası bir başka kişiyle dini nikahla yaşamak da kişiyi hak sahibi niteliği dışına çıkarmaz.

Örneğin; eşin ölümü sonrası SGK tarafından maaş bağlanan kişi daha sonra resmi nikah olmaksızın bir başkasıyla yaşamaya başlasa da maaşı kesilmez. Ancak bu durumun yasal olsa bile ahlaki olmadığını, olayın kul hakkı ve devlet malı ile ilintili olduğunu belirtelim. Bunun dışında, sigortalının dul eşlerinin ölüm aylığına hak kazanabilmeleri için başka bir şart aranmamaktadır. Hal böyle olunca da dul maaşı alan kadın veya erkek evlenince maaşının kesileceğini bildiği için resmi nikah yapmaksızın bazen dini nikahla bazen de nikahsız olarak birlikte yaşmaktadırlar. Kanun müsaade ettiği için bunlara kimsenin bir şey deme hakkı da yoktur. Garip olan şey ise bu durumun net bir şekilde bilindiği halde hukuki tedbir alınmamasıdır.

Ölen sigortalının dul eşinin sigortalı olarak çalışması ya da SGK'dan gelir veya aylık alması ölüm aylığı bağlanmasına engel değildir. Kanunun aradığı tek şart eşin dul olma halinin devam etmesi yani sonradan evlenmemesi, bir anlamda ölen eski eşe manevi sadakat göstermesidir. Ölüm anından önce boşanma davası açılsa dahi eşin vefat ettiği tarihte boşanma neticelenmemişse halen resmi olarak eş sayıldığından ölen eşinden dolayı maaş alınabilecektir.

Sonuç olarak, vicdanları kanatan uygulamaların bir an önce sonlandırılması için bizim Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na önerimiz, öncelikle uygulamayı ve yaşanan sıkıntıları masaya yatırarak yasal boşlukları gözden geçirerek yeni bir düzenleme yapmasıdır. Aksi takdirde kendi elimizle nikahsız yaşamayı teşvik etmiş oluruz. Bir de insanların vicdanlarından ve ihbarlarından medet ummayı bırakmanın zamanı geldi de geçiyor diye düşünüyoruz. Dost olarak bizden hatırlatması.

Ahmet Ünlü

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.