Öğretmenlerin Ek Göstergesinin ve Nöbet Ücretinin Arttırılması, Yıpranma Payı Verilmesi, Maaş Karşılığı Ders Sayısının Eşitlenmesi, Doğudaki Öğretmenler Ek Tazminat ve Öğretmenlere Rotasyon Gelmesi...

Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu başkanlığında yapıldı. Toplantıda konuşan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Kamu görevlilerinden istenilen sadakati öncelikle imzanın sahibi olan kamu işvereni de istiyor, İvedi bir şekilde belirli bir tarihe kadar bitirilmesi hüküm altına alınan konular ile 2016 yılında sonuçlanması öngörülen üzerinde çalışma yapılacak konuların derhal sonuçlandırılarak 31 Ocak 2016 tarihinden geçerli olmak ve kamu görevlilerinin lehine olmak koşuluyla hayata geçirilmesi gerekliliğini bütün kararlılığımızla ifade ediyoruz. Kamu işverenini atılan imzaya sadık kalmaya, verilen sözün gereğini yapmaya davet ediyoruz” dedi.

Memur-Sen’in görüş, beklenti ve taleplerini açıklayan Ali Yalçın, “2016 yılının son Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısını gerçekleştirmek için bir aradayız. 2016 yılının Mart ayındaki ilk Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısında ifade ettiğimiz teklif ve talepler, dile getirdiğimiz konu başlıkları hakkında gündem oluşturabilecek düzeyde bir değişiklik, gelişmenin olmadığı tespitini öncelikle ifade edelim. KPDK’nın ve yapılan toplantıların amacı, 4688 sayılı Kanun’un 21. maddesinde, ‘sosyal diyaloğun geliştirilmesi, kamu personel mevzuatının ve kamu yönetimi uygulamalarının değerlendirilmesi, yönetimin daha iyi işleyen bir yapıya kavuşturulması için ortak çalışmalar yürütülmesi, kamu görevlilerinin yönetime katılımının sağlanması ve kamu yönetiminin karşılaştığı sorunlara çözümler geliştirilmesi’ şeklinde ifade edilmiş, buna rağmen KPDK’nın bu amaçların herhangi biri için anlamlı, kabul ve takdir edilir bir sonuç ürettiğini söylemek mümkün değildir” şeklinde konuştu.

Önce gündemi netleştirelim

“Sosyal diyaloğun geliştirilmesinden kasıt, Nisan ve Kasım aylarında bu salonda bir araya gelmemiz ise diyaloğun gereklerini eksiksiz bir biçimde yerine getiriyoruz” diyen Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak, bu salonda bir araya gelmeden önce KPDK’nın gündemi için bir araya gelmiyoruz. Bir araya gelmek bir tarafa iletişim araçlarıyla, yazılı ya da sözlü olarak bir araya gelip KPDK olarak hangi konuları, hangi içerikleri masaya yatırmalı, tartışmalı ve karara bağlamalıyız noktasında bir süreç oluşturmuyoruz. Bu toplantı için gönderilen ve hem davet hem de gündemin bildirilmesi işlevi yüklenen yazının içeriğinde gündem olarak iki başlık var. Konuşmalar ve Genel Değerlendirme… Genel Değerlendirme ile kastedilenin içeriğine dair bir ayrıntı da yok.  Bu noktada, KPDK’nın 4688 sayılı Kanun’da belirtilen amaçları ve işlevleri gerçekleştirebilmesi için öncelikle, toplantının gündeminin belirlenmesi sürecinden başlayarak gündemin birlikte netleştirilmesi yöntemini hayata geçirmek gerekiyor.”

Mart ayındaki ilk toplantıdan sonra Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyolojik ve diplomatik gündeminde tarihe iz bırakan/bırakacak gelişmelerin, kalkışmalar ve değişimlerin yaşandığını, yaşanmaya da devam edildiğini ifade eden Yalçın, “15 Temmuz darbe teşebbüsü ve sonrasındaki gelişmeler, OHAL’in ilanı ve yayımlanan KHK’lar; kamu personel sistemine, kamu görevlilerine yönelik iş ve işlemler, düzenlemeler kurumsal ve kişisel hayata doğrudan etkileyen süreç ve sonuçlar üretti, üretmeye de devam ediyor. FETÖ’nün 15 Temmuz cinneti ve FETÖ’cülerin kamu personel sisteminde, kamu kurum ve kuruluşları üzerindeki yapılanmaları merkeze alınarak, iş güvencesinden rotasyona, performanstan sözleşmeli personel istihdamına, güvenlik soruşturmasından görevde yükselme ve atamalarda mülakat uygulamalarına birçok konu yine ve yeniden kamu personel sistemi başlığıyla gündemin ilk sıralarına yerleşti. Görevden uzaklaştırmalar, ihraç ve iadeler noktasında ‘at izi ile it izinin birbirine karıştığı’ tespitinin en üst seviyeden dile getirildiği, bu türden iş ve işlemlerden kriterlerin belirsizliği, kurumların uygulama birliği oluşturma noktasındaki gecikme ve daha birçok konu bugün gerçekleştireceğimiz KPDK toplantısı öncesindeki süreçte her zeminde ve farklı medya içeriklerinde gündeme alındı. Fakat KPDK’nın gündeminde açık bir içerikle yer verilmiyor. Bu konuların her biri KPDK’nın oluşturulma ve toplanma amaçları arasında sayılan ‘kamu personel mevzuatının ve kamu yönetimi uygulamalarının değerlendirilmesi, yönetimin daha iyi işleyen bir yapıya kavuşturulması için ortak çalışmalar yürütülmesi’ hükmüyle birebir ilişkili ve bağlantılı. Buna rağmen, kamu personel sisteminin emek tarafının yetkili temsilcilerinin ve yetkisi olmayan iki konfederasyonun Kamu İşveren tarafı temsilcileriyle aynı masada bulunduğu bir kurulun toplantı gündeminde bunlar açık bir şekilde başlık olarak yer almıyor” ifadelerini kullandı.
İçerik sunumu bekliyoruz

Yalçın, “Biz, bu toplantıda Kamu İşveren tarafının Nisan’dan bu yana özellikle de 15 Temmuz’dan bu yana kamu personel sisteminde, kamu görevlileri zemininde neler olduğu, nelerin değiştiği, hangi hedeflere ulaşıldığı, konfederasyon ve sendikalar tarafının hangi teklif ve taleplerinin hayata geçirildiği, son toplu sözleşmenin içeriği, uygulaması ve kazanımları noktasında kamu yönetiminin, bürokrasinin hangi konumda olduğu noktasında bir içerik sunumu yapmasını bekliyoruz” dedi.

Yalçın, şöyle devam etti: “Darbe teşebbüsünün, terörün, terörle mücadelenin, Türkiye’ye yönelik küresel tezgah ve kumpasların, ekonomi ve siyasi odaklı diplomatik baskı ve dayatmaların zirve yaptığı süreçlerde, kamu hizmetlerinin, çalışma hayatının, kamu görevlilerinin hak ve hukuklarının etkilenme boyutuna ilişkin olarak Kamu İşvereni gözünden bir tablonun bize sunulmasını bekliyoruz. Türkiye’de hükümet modeli tartışmalarının zirvede olduğu, buna ilişkin taslağın siyaset zemininde, siyaset kurumunun özneleri arasında konuşulduğu gerçeğine gözümüzü kapamadan böylesi bir değişikliğin kamu personel sistemi, kamu hizmetleri ve kamu görevlileri noktasında üreteceği olası değişiklikleri mutlaka birlikte konuşmalıyız. Anayasa noktasındaki yenilenme beklentisinin değişikliğe doğru evrildiği, insan hak ve özgürlüklerine ilişkin çerçeveden ziyade devlet yönetimine ve hükümet sistematiğine yönelik hükümlerle sınırlı bir içeriğin tartışmaya açıldığı bir konjonktürün içindeyiz. Böylesi bir konjonktürde diyaloğun, katılımcı demokrasi aparatlarının daha geniş ve daha zengin bir perspektifle sürece, tartışmaya, gündeme katkı sunması gerektiği kanaatindeyiz.”
Bakanlığa uyarı

3. Dönem Toplu Sözleşme’nin ikinci uygulama yılına girilmesine bir aydan biraz fazla zamanın olduğuna dikkat çeken Yalçın, “4. Dönem Toplu Sözleşme sürecinin başlamasına da 8 aylık bir süre kaldı. Buna rağmen, toplu sözleşmede altına imza konulan hükümlerin bir bölümüyle ilgili olarak hala üzerine düşeni yapmak noktasında olması gerekenin gerisinde kalan Kamu İşvereni görüntüleri mevcut. Toplu Sözleşme metninde çalışma konuları başlığı altında toplanan hükümlerle ilgili olarak bu eylemsizlik hali devam ederse bu konular çalışma konuları olmaktan çıkıp çatışma-çekişme konusu olarak gündeme gelecek. Açıkça tarih konulan başlıklarla ilgili olarak dahi, Kamu İşvereni kimi bakanlıklar, kurumlar nedeniyle attığı imzanın, verdiği sözün, hukuki açıdan bağlı olması gereken hükümlerin oldukça gerisinde duruyor. Toplu Sözleşmede yer verilen çalışma konularıyla ilgili olarak, ilgili bakanlıkları, kurum ve kuruluşları, toplu sözleşmenin anayasal bir hak, toplu sözleşmenin de bağlayıcı bir hukuki metin olduğu noktasında uyarma sorumluluğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına aittir. Toplu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra Devlet Personel Başkanlığı’nın planlaması ve ÇSGB’nin koordinesinde gerçekleştirdiğimiz çalışma konularına ilişkin toplantıların ve bu toplantılarda belirlenen usul ve esasların, hükme, kazanıma dönüşmemesi durumuna artık son verilmesi gerekiyor. Yetkili konfederasyon ve sendikalara danışmadan, görüşmeden, bir araya gelmeden ‘kamu görevlilerinin başarı değerlendirmesi’ içerikli yönetsel düzenleme taslağı hazırlayacak hızlı ve çalışkan kamu kurumlarının, toplu sözleşme hükümlerinin gereklerini yerine getirmek noktasında ağır davranmasına hangi niyetle ve zanla bakmalıyız. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda değişikliğe gidilmesi gerektiği, kamu görevlilerinin hukuki konumlarının ve statülerinin değişmesi gerektiği noktasında cümle kurma hızına yetişmekte zorlandığımız öznelerin, toplu sözleşmede imzalarının gereğini yapmadaki yavaşlığını iyi niyetli yorumlamanın mümkün olmadığını masanın bu tarafındakiler de karşı tarafındakiler de çok iyi biliyor. Kamu personel sisteminin ana tema konu başlıklarının yer aldığı ve gelecek projeksiyonu oluşturmaya dönük bir altyapı çalışması işlevi yüklenen ‘Kamu Personel Sisteminin Değerlendirilmesi Çalıştayı’ 21-23 Ekim tarihlerinde Bursa’da gerçekleştirildi. Aradan bir aydan fazla süre geçti fakat çalıştayda varılan sonuçlarla ilgili karşılıklı bir değerlendirmeyi ne siyasi iradeyle ne de ilgili kurumlarla henüz yapabilmiş değiliz. Oysa çalıştayın sonuçlarını, çalışma sonucunda ortaya çıkan genel kanaatleri, öneri ve eleştirileri Kamu İşveren tarafı ve Kamu Görevlileri Sendikaları tarafı olarak bir arada değerlendirmemiz gerekiyordu” ifadelerini kullandı.
KHK düzenlemelerine tepki

“Terörist darbe teşebbüsü ifadesinin bile yetersiz kalacağı Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında oluşan tahribatın giderilmesi ve olası risklerin bertaraf edilmesi adına OHAL ilan edilmesini, Anayasal çerçevede hukuki bir adım olarak niteledik” diyerek sözlerini sürdüren Yalçın, “İhaneti sermaye, terörü yöntem belleyen bu tür terör örgütlerine yönelik olarak hızla alınması gereken tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi, kamu personel sistemine yönelik sızmaların bertaraf ve tasfiye edilmesi noktasındaki kararlılık ve bu kararlılığın somut uygulamaya dönüşmesine imkan sağlayan KHK düzenlemeleri, içeriklerinde kamu görevlilerine, kamu personel sistemine yönelik hükümler, geçici veya kalıcı uygulamaların yer alması nedeniyle bizi doğrudan ilgilendiriyor.  Sözleşmeli öğretmenlik düzenlemesinin, sözleşmeli sağlık personeli düzenlemesinin, kamu görevlilerinin ilk atanmasında güvenlik soruşturması düzenlemesinin, iade ve ihraçlara ilişkin usul ve yöntem içeriklerinin KHK’lar kapsamında mevzuata dahil olduğu bir süreç yaşıyoruz. Öğretmenin ve sağlık personelinin sözleşmeli statüde istihdamının böylesi bir zeminde kamu personel sistemine dâhil edilmesi, ilgili taraf sıfatıyla yetkili Konfederasyonun ve sendikaların görüşlerine başvurulmadan hükme bağlanması ve uygulanması, darbe teşebbüsü sonrası ihtiyaç duyduğumuz ve kesinlikle gerçekleştirmek durumunda olduğumuz normalleşme ile uyumlu değildir” değerlendirmesinde bulundu.  

Kamu görevlerini, kamu personel sistemi içerisindeki konumlarını ihanet eylemlerinin suç aletine çeviren FETÖ’cülerin tasfiyesini gerçekleştirmek ve/veya yeniden kamuya sızmalarını engellemek adına alınan tedbirlerin kamu personel sisteminin ve mevzuatının doğal eklentisi haline getirilmesi gibi bir sonuca doğru gidildiğini kaydeden Ali Yalçın, “Örneğin güvenlik soruşturmasına ilişkin düzenleme bir gereklilik fakat içeriğine ilişkin belirsizlik, süreye ve sürece ilişkin belirsizlikleriyle mevzuata dahil edildi. Aynı şekilde, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi talep ve tekliflerimizin bulunduğu bir zeminde, sözleşmeli öğretmen-/sağlık personeli istihdamına başvurulması ve beş yıllık çakılı görev yeri uygulamasının hayata geçirilmesini önümüzdeki süreçte yaşanacak sıkıntıları mevcutta yaşanılan sıkıntılar nedeniyle göz ardı etme hatası olarak görüyoruz. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında mülakat uygulamasının hayata geçirilmesine ilişkin yönetmelik değişikliğinde,  yetkili konfederasyonun, yetkili sendikaların görüşünün alınmamasını, ‘OHAL kaynaklı bir tedbir’  çerçevesinde makul göremiyoruz. Çünkü OHAL dönemiyle sınırlı bir düzenlemeden değil, kalıcı bir hükümden söz ediyoruz” diye konuştu.
 

4/B ve 4/C’ye kadro ısrarlı talep ve teklifimizdir

4/B, 4/C kapsamında istihdam edilen kamu görevlilerinin kadro beklentisi ve buna ilişkin tekliflerinin hâlâ karşılanmadığını dile getiren Yalçın, şunları söyledi: “Bu statülerde görev yapan arkadaşlarımız, ekmek ve emek arasındaki köprüyü oluşturan, kariyer ve liyakat zemininde kamu personel sistemi içerisinde daha üst görevlere yükselmelerine imkan sağlayan, yer değiştirme fırsatlarından yararlanmalarına kapı açan kadro ile memur sıfatı ile tanışma hakkını fazlasıyla hak ediyorlar. 15 Temmuz’un asli ve cani faili FETÖ’nün kamudaki sızmalarında yoğunlaştığı kurumların iş güvencesi esnekliği ya da amir/hiyerarşi dayatmasının mümkün olduğu kurumlar olduğu dikkate alındığında, FETÖ’yle mücadelenin, terör örgütlerinin kamuya sızmasını engelleme hedefinin gereği olarak kadrolu statüye geçişin, kadrolu istihdamın kamuda tek seçenek olmasının mevcut tercihler yanında daha doğru olduğu/olacağı tartışmasızdır. Bu çerçevede, kamu personel sisteminde mevcut sözleşmeli ve geçici personelin tamamının kadroyla ilişkilendirilmesi, kamu görevlileriyle aynı işleri gören kamu işçilerinin de kadroya geçirilmesi yönündeki yasal düzenlemenin bizim de yer alacağımız bir çalışma grubu tarafından hazırlanması ve yürürlüğe konulması son derece önemlidir. Önemlidir diyorum, çünkü bu yönde bir düzenleme hem darbe teşebbüsünün tahribatının giderildiği hem de kamu personel sisteminin FETÖ ve diğer örgütlerden temizlenmesinde büyük mesafe kaydedildiği noktasında toplumsal ve kesin bir algı oluşturacaktır.”

Gereken tedbirleri birlikte almalıyız

Silahlı darbe girişiminin teşebbüs aşamasında kalması, milletin feraset ve cesaretine takılmasının, hem tetikçileri hem de onların küresel azmettiricilerini rahatsız ettiğini belirten Yalçın, “Başka seçenekler, başka yöntemler arayacaklarını 16 Temmuz sabahından itibaren söyleyegeldik. Avrupa Parlamentosu’nun aldığı son karar, ABD Başkanlık seçimleri sonrasında finans zemininde yaşananlar, döviz kurlarında yaşanan hareketlilik, Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeler, görünen ve görünmeyen eşleşmeler, Türkiye’de siyasi gündemle birlikte ekonomik parametrelerde de önemli değişimlere neden oldu. Döviz kurlarındaki değişimler, emtia fiyatlarında ve özellikle de günlük hayatı, üretim bandını doğrudan etkileyen petrol fiyatlarındaki değişimler, kamu görevlilerinin mevcut mali haklarında, maaş ve ücretlerinde, satın alma güçlerinde olumsuz değişimlere neden olmuştur. Bu çerçevede, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını birlikte ve pazarlıkla belirleyeceğimiz dördüncü dönem toplu sözleşmenin gerçekleşeceği 2017 Ağustos’una kadar kamu görevlilerinin bu süreçten olumsuz etkilenmemeleri için gereken tedbirleri birlikte almamız gerekiyor. Aynı şekilde dördüncü dönem toplu sözleşmesinde de kamu görevlilerine bütçeden aktarılacak payın şimdiden Orta Vadeli Mali Plan’da belirlenenden daha yüksek olması için hazırlıkların, kaynak tespitlerinin yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Kamu personel sisteminin değerlendirilmesi çalıştayının sonuçları açıklansın

Yalçın, Devlet Personel Başkanlığı’nca 21-23 Ekim tarihleri arasında düzenlenen, kamu personelinin birçok sorununun masaya yatırılarak çözüm bulunmaya çalışıldığı, Memur-Sen olarak kendilerinin de tüm hizmet kollarında yetkili olan sendikalarıyla ve teknik ekipleriyle sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik çözüm önerileri sundukları, katılımcılarla ortak görüş olarak kamu görevlilerinin kırmızı çizgisi olan iş güvencesine hiçbir şekilde dokunulmaması gerektiğinin hep bir ağızdan deklare edildiği Kamu Personel Sisteminin Değerlendirilmesi Çalıştayı’nın sonuçlarının bir an evvel paydaşlarla paylaşılmasını,  sonuçlarının birlikte değerlendirilerek diyalog ortamında çözümler üretmeleri gerektiğini ifade etti.

Kamu personeline ilişkin düzenlemelere KHK’larda yer verilmemelidir

Yalçın, KHK’lar hakkında ise şu değerlendirmeyi yaptı: “15 Temmuz’daki darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesi sonrasında, yeni darbe girişimlerini engellemek ve teşebbüsün anayasal düzen ve milli güvenlik açısından oluşturduğu tahribatı gidermek ve buna ilişkin tedbirleri hızla hayata geçirmek amacıyla, anayasa gereği Olağanüstü Hal ilan edilmiş, Olağanüstü Hal ilanı sonrasında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnamelerle, bu kapsamda alınacak tedbirler, gerçekleştirilecek iş ve işlemler hüküm altına alınmıştır. Ancak söz konusu KHK’larda başta rotasyon, sözleşmeli istihdam konuları olmak üzere, kamu görevlilerine, kamu personel sistemine ilişkin düzenlemelere de yer verilmiştir. Kamu personeline ilişkin düzenlemelere KHK’larda yer verilmiş olmasından dolayı duyduğumuz rahatsızlığı dile getirmekle beraber kamu görevlilerini doğrudan ve dolaylı etkileyen idari ve yasal düzenlemelerin, kamu görevlilerinin temsilcisi olan ve bu yönüyle de anayasal teminatla oluşturulmuş olan paydaş konumundaki kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonlarının görüşleri alınmadan, diyalog mekanizması işletilmeden hayata geçirilmiş olmasının ve bunun tekrarı halinde kamu personel sisteminde yeni sorunlara neden olabileceğinden öngörümüzü de ifade etmek istiyorum.”

Kamudan ihraç edilen ve hakları iade edilerek kamuya geri döndürülen personel

Yayımlanan KHK’larda FETÖ’nün kamu kurum ve kuruluşlarındaki yapılanmasının deşifre edilmesi, tespiti, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkisi bulunan kamu görevlilerinin tespit edilmesine, görevden uzaklaştırılmasına ve kamu görevinden çıkarılmasına yönelik hükümlere de yer verildiğine dikkat çeken Ali Yalçın, “Kamu personel sistemi içerisindeki FETÖ mensuplarının, destekçilerinin tespiti ve tasfiyesine ilişkin faaliyet ve kararlarda, bu yapıyla ilişkisi bulunmayan tek bir kamu görevlisinin dahi bulunması, hem adalete olan inancı hem de kamu vicdanını zedeleyeceği aşikârdır.  Bu riskin oluşmasına izin vermemek; terör örgütü mensuplarının kamudan tasfiyesindeki kararlılığın yanında terör örgütleriyle ilişkisi bulunmayanların tasfiye sürecine dahil edilmemesinde, haklarında bir şekilde kamu görevinden ihraç kararı verilen masumiyeti açık ve kesin olan kamu görevlilerinin göreve iadesinde tutarlılık ortaya konulmalı, ihraçları hatalı olanlarla ilgili iade süreçlerinin daha hızlı işletilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye’de çalışma hayatının gayri insani tarafını oluşturan taşeron işçiliğine son verecek olan yasal düzenlemenin bir an önce TBMM’ye sunulmasını beklediğimiz ifade ediyoruz” dedi.
 

Kamu Personel Danışma Kurulu toplantısında gündeme taşınan konular

Genel Başkan Ali Yalçın, konuşmasına gündeme taşınan konularla devam etti. Yalçın, şunları dile getirdi: “Mutabakat altına alınarak 2016 yılının başından itibaren uygulanmakta olan 3. Dönem Toplu Sözleşmelerinin kamu görevlilerinin geneli ile hizmet kollarına yönelik bazı hükümlerinde çalışmaların yapılmasının yanında bazı maddelerinde de çalışmaların belirlenen bir tarihe kadar sonlandırılarak kamu görevlilerinin lehine hüküm olarak mali ve sosyal haklarına yansıtılması imza altına alınmıştır. Ancak bu hükümlere ilişkin olarak ne atılan imzaların gereği yapılmış ne de verilen sözler tutulmuştur. Kamu görevlilerinden istenilen sadakati öncelikle imzanın sahibi olan Kamu İşvereni de istiyor, İvedi bir şekilde belirli bir tarihe kadar bitirilmesi hüküm altına alınan konular ile 2016 yılında sonuçlanması öngörülen üzerinde çalışma yapılacak konuların derhal sonuçlandırılarak 31 Ocak 2016 tarihinden geçerli olmak ve kamu görevlilerinin lehine olmak koşuluyla hayata geçirilmesi gerekliliğini bütün kararlılığımızla ifade ediyoruz. Kamu İşverenini atılan imzaya sadık kalmaya, verilen sözün gereğini yapmaya davet ediyoruz. Dikkate alınması elzem olan değerlendirme ve tekliflerimizde bu tarihe değin gerek toplu sözleşmede imza altına alınan ve belli bir tarihe kadar çalışmaların sonlandırılması gereken konular gerek KPDK gündemine getirilerek üzerinde değerlendirme yapılan konularla beraber gelişen yeni durumların olması, ekonomideki değişiklikler, kurlardaki hareketlilik, enflasyon baskısı, görünür hale gelen sorunlar ve çelişkiler üzerinden toplu sözleşmelerde yer almamakla birlikte kurum idari kurulları ya da ikili görüşmeler aracığıyla Bakanlığınız dâhil ilgili kurumlara yazılı ya da sözlü olarak iletilen taleplerimiz de bulunmaktadır. Karşılanması halinde kamu personel sisteminin işleyişine katkıyı sağlayacak taleplerimizin kazanıma dönüşmesi halinde hizmetin kalitesini ve bugünlerde en çok ihtiyaç duyulan kamu görevlilerinin motivasyonunu artıracak tekliflerimize aşağıda yer verilmiş olup bu masadaki her bir yetkilinin sorumluluk alınması halinde olumlu sonuca daha hızlı ulaşabileceğimizi öngörüyoruz.”

-Geçici personel sözleşmeli statüye geçirilmeli

Verilen sözler ve atılan imzalar gereği Kamu İşvereninin, 23 bin 4/C’li personeli ve sayısı 5 bini bulmayan memur işi yapan işçileri kadroya geçirme konusunda net bir yaklaşım ortaya koyma vakti gelmiştir. Çünkü bu hem ağızdan çıkan söz hem de kalemden çıkan imzaya dönüşmüştür. Bu toplu sözleşmeye tabi olma görevidir. Zaman irademizin alanlara yönelmesini sağlama zamanı değil, Kamu İşvereninin iradesini ortaya koyma zamanıdır.

-Kamu görevlilerinin kadro ve derecelerindeki sınır kaldırılmalı

Kamu görevlilerinin en üst kadro ve derecelere ulaşabilmelerinin sağlanması noktasında bir kanun değişikliğine gerek olmadan 657 sayılı Kanun’un verdiği cevazla toplu sözleşme hükmünün gereği ivedi olarak yerine getirilmeli, bu konuda Devlet Personel Başkanlığı nezdinde yapılan toplantılar gereği kamu görevlilerinin yükselebilecekleri derece itibarıyla sınırlama öngören hüküm, uygulama ve yönetsel iş ve işlemler yürürlükten kaldırılmalıdır.

-Refakat izni

Refakat izninin kullanılmasına yönelik sorunların giderilmesi için Devlet Personel Başkanlığı’nda yapılan çalışmalar ilgili Bakanlıklarca ivedi olarak sonuçlandırılmalı, kanun değişikliği söz konusu ise Başbakanlığa çalışmalar sunulmalıdır.

-Özel hizmet tazminatı ve yan ödemeler

Yan ödeme kararnamesinin yeniden düzenlenmesi, eşit işe eşit ücret mantığı kapsamında şube müdürleri ve şeflerin özel hizmet tazminatlarının Adalet Bakanlığı’nda çalışan aynı unvandaki personel ile eşitlenmesi ivedi olarak yapılmalıdır.

-Emekli ikramiyesine ilişkin mağduriyet giderilmeli

Kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünde veya sözleşmeli personel (SSK) olarak çalışırken aynı unvanlarla memur kadrolarıyla ilişkilendirilen personele, kıdem tazminatı almaksızın görev yaptığı süreye ilişkin emekli ikramiyesi ödenmesi konusundaki sıkıntıların giderilmesini, konuya ilişkin Maliye Bakanlığı görüşünün SGK’nın ödeme yapacağı şekilde değiştirilmesini bekliyoruz.

-Rotasyon uygulamalarından vazgeçilmeli

Toplu sözleşmedeki hüküm de dikkate alınarak çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında (Orman Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı vb.) son dönemde yaygınlaşan rotasyon uygulaması kapsamının minimize edilmesi hususunda çalışmaların tamamlanması ve bahsi geçen personelin rotasyon uygulaması kapsamından çıkarılması derhal sağlanmalıdır.

-Ek göstergeye ilişkin sorunlar giderilmeli

Mevcut ek gösterge düzenlemesinin ve oranlarının yardımcı hizmetler sınıfı personelinin de ek gösterge almasını sağlayacak şekilde her unvan için ek göstergelerin 800 puan artırılması sağlanmalıdır.

-Kadın kamu görevlilerine yönelik düzenlemeler ve kadın istihdamı

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait iş yerlerinde, bünyelerinde görev yapan kamu görevlilerinin zorunlu eğitim çağına girmemiş çocuklarına yönelik kreş hizmeti sunulması, kreş hizmeti sunul(a)mayan işyerlerinde görev yapan kamu görevlilerine, kreş hizmetinden faydalanacak her çocuk için kreş ücreti ödenmelidir.

Eğitim-öğretim ve bilim hizmet kolu özelinde KPDK gündemine taşıdığımız konular

-Öğretmenlerin ek göstergeleri artırılmalı

Eğitim-öğretim hizmetleri sınıfında öğretmen kadrolarında bulunanların mevcut ek gösterge oranları 600 puan artırılmalı.

- 4/C’li personelin ek ödeme sorunu

“Geçici personele ek ödeme” başlıklı 24. maddesinde “Ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı çalışanlar ile parça başı ücret vermek suretiyle istihdam edilenler hariç olmak üzere 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (C) fıkrası hükmüne istinaden yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararları kapsamında Yüksek Seçim Kurulu ve Türkiye İstatistik Kurumu’nda istihdam edilen geçici personel ile 29/12/2014 tarihli ve 2014/7140 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen geçici personele, 1.800 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarda ek ödeme verilir. Bunlara kurumlarınca döner sermaye dâhil başka bir kaynaktan ek ödeme ve benzeri adla herhangi bir ödeme yapılmaz” hükmü yer almasına rağmen, toplu sözleşmeden önce mahkeme kararı gereği en az 550 TL ödenen ek ödemeler, toplu sözleşme gerekçe gösterilerek 150 TL olarak ödenmekte, bu suretle kesinleşmiş mahkeme kararlarına bağlı kazanılmış haklar ihlal edilmektedir.

-Öğretim yılına hazırlık ödeneği

657 sayılı Kanun’un ek 32. maddesine göre ödenmekte olan öğretim yılına hazırlık ödeneği, öğretmenlerle birlikte eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden öğretmen haricindeki kadrolarda görevli diğer Bakanlık personeline de verilmeli.

-Eğitim kurumu yöneticilerinin yönetim görevi karşılığı ek ders ücreti

Nöbet tutulan eğitim kurumlarının müdür ve müdür başyardımcılarının yönetim görevi karşılığı ek ders ücretlerinde, görevli oldukları eğitim kurumunda nöbet tutan öğretmenlere ödenen miktarın altında olmamak üzere artış yapılmalı.

-Üniversitelerde çalışan 657 sayılı Kanun’a tabi personele yükseköğretim tazminatı ve geliştirme ödeneği ödenmeli

2914 sayılı Kanun’un 14. maddesi kapsamında ödenmekte olan geliştirme ödeneği ile ek 3. maddesi kapsamında ödenmekte olan yükseköğretim tazminatı, söz konusu kanun maddesi hükümleri doğrultusunda ve bu hükümlere göre belirlenmiş usul ve esaslara göre üniversiteler ve bağlı birimlerinde 657 sayılı Kanun’a tabi çalışan personele de, öğretim görevlilerine verilen oranda ödenmeli.

-YURTKUR koruma ve güvenlik görevlilerinin kadro değişikliği

22.7.1981 tarihli ve 2495 sayılı (mülga) Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanuna göre Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü koruma ve güvenlik görevlisi kadrolarına alınmış ve halen kurumda çalışan personelden, lisans mezunu olanlar yurt yönetim memurluğu kadrolarına, diğerleri ise memur kadrolarına atanmalı.

-Kurs merkezlerinin bulunduğu eğitim kurumlarında görevli yöneticilerine ilave ek ders ücreti ödenmeli

Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında cumartesi ve pazar günleri ile yarıyıl ve yaz tatillerinde ve diğer günlerde saat 18.00’dan sonra yüz yüze eğitim yapılan veya yüz yüze eğitim kapsamında kurs düzenlenen eğitim kurumları ile açık öğretim öğrencilerinin cumartesi ve pazar günlerinde yüz yüze eğitim kapsamında eğitim gördükleri örgün eğitim kurumlarında görevli yöneticilere haftada 2 saat ilave ek ders ücreti ödenmeli.

-Üniversitelerde görevli 657 sayılı Kanun’a tabi personelin döner sermaye ödemeleri

Bünyesinde Ziraat ve Veteriner Fakülteleri, Sivil Havacılık Yüksekokulu ile atölye ve laboratuvar bulunan yükseköğretim kurumları; ulusal düzeyde açık ve uzaktan öğretim yapan yükseköğretim kurumları ile düzenli döner sermaye geliri olan yükseköğretim kurumlarında üretilen mal ve hizmetlerden elde edilen döner sermaye gelirlerine katkısı olan 657 sayılı Kanun’a tabi olarak istihdam edilen personele, 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öngörülen ek ödeme matrahının yüzde 100’ü oranında döner sermaye katkı payı ödenmeli.

-Kalkınmada öncelikli bölgelerde çalışan öğretmenlere ek tazminat

Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda bulunanlardan 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli (IV) sayılı Cetvelde yer alan kalkınmada öncelikli yörelere sürekli görevle atananlara bu yörelerde fiilen çalıştıkları sürece ek gösterge dâhil en yüksek devlet memuru aylığının; 1. bölgede görev yapanlara yüzde 10’u; 2. bölgede görev yapanlara yüzde 30’u; 3. bölgede görev yapanlara yüzde 40’ı; 4. bölgede görev yapanlara yüzde 50’si; 5. bölgede görev yapanlara yüzde 60’ı; 6. bölgede görev yapanlara yüzde 75’i; 7. bölgede görev yapanlara yüzde 90’ı oranında ek tazminat ödenmeli.

Yukarıda yer alanlara ilaveten Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda bulunanlardan en yakın il ve ilçe merkezine uzaklığı en az 10 km olan köy ve diğer yerleşim birimlerine sürekli görevle atananlardan 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli (IV) sayılı Cetvelde gösterilen il ve ilçelere bağlı köy ve diğer yerleşim birimlerinde fiilen görev yapanlara ek gösterge dâhil en yüksek devlet memuru aylığının yüzde 25’i, diğer il ve ilçelere bağlı köy ve diğer yerleşim birimlerinde fiilen görev yapanlara ise ek gösterge dâhil en yüksek devlet memuru aylığının yüzde 15’i oranında ek tazminat ayrıca ödenmeli.

-Aylık karşılığı ders görevinin yapılmış sayılacağı haller

Öğretmenlerin aylık karşılığı ders görevi ile ek ders karşılığı ders görevi ayrı ayrı belirlenmeli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile belirlenen genel tatil günlerine denk gelen aylık karşılığı ders görevi yapılmış sayılmalı.

-Üniversite genel sekreter yardımcılarının ek göstergeleri

Üniversite genel sekreter yardımcılarının 657 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında ek göstergeleri 3600 olarak uygulanmalı.

-Üniversite sekreterlerinin ek göstergeleri

Üniversitelerde fakülte sekreteri, enstitü sekreteri ve yüksekokul sekreteri kadrolarında görev yapanların ek gösterge rakamları 600 puan artırılmalı.

-Araştırma görevlilerinin derece yükseltilmesi

2914 sayılı Kanun’a tabi araştırma görevlilerinin, 2914 sayılı Kanun’un 7. maddesinde usul ve esaslar çerçevesinde birinci dereceye kadar yükselebilmeli;

2914 sayılı Kanun’un 7. maddesinde belirtilen derece yükseltilmesi şartlarını taşıyan mevcut araştırma görevlilerinin dereceleri ilgili madde çerçevesinde geçmişe dönük olarak yükseltilmeli.

-Aylık karşılığı ders yükü branş ayrımı gözetilmeyerek eşitlenmeli

Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararın 5. maddesinin birinci fıkrası kapsamında, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli okul öncesi ve sınıf öğretmenleri ile atölye ve laboratuvar öğretmenleri, branş öğretmenleri gibi haftada aylık karşılığı 15 saat ders okutmakla yükümlü tutulmalı.

Çağdaş sistemlerde öğretim yükü öğretmenin ders içi ve ders dışı tüm etkinliklerini kapsamakta ve böyle algılanmaktadır. Ülkemiz eğitim sisteminde ise Maliye ve Milli Eğitim bakanlıklarının geleneksel ders kavramına bağlı kaldıkları ve öğretim yükünü bu açıdan değerlendirme eğiliminde oldukları görülmektedir. Bulgular, öğretmenlerin ders dışı öğretim yüklerinin gerçekten ağır olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerin branşlarına göre farklı sürelerde aylık karşılığı ders yükümlülüğüne tabi kılınması eşitsizlik teşkil etmektedir. Bu bakımdan, maaş ve ücret karşılığı ders saatlerinde, ders dışı öğretim yükleri de dikkate alınarak yeni bir düzenleme yapılmalı; bu kapsamda öncelikle aylık karşılığı ders yükü -ders dışı öğretim yükleri dikkate alınarak- asgari ders saatinde tüm öğretmenler açısından eşitlenmelidir.

-İşçilikte geçirilen süreler intibakta değerlendirilmeli

Sözleşmeli personel iken memur kadrolarına geçirilen kamu görevlileri yönünden, memur kadrolarına atanmadan evvel 657 sayılı Kanun’un 4/C ve 4/D maddelerine veya 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak 5018 sayılı Kanun’a ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde sayılan kurumlar bünyesinde geçirdikleri süreler intibakta değerlendirilmeli.

-Kademe ve derece ilavesine 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde düzenleme gereği

657 sayılı Kanun’un 36. maddesinin A/2 ve A/4 bentlerindeki okul türleri/adları güncel duruma uygun hale getirilmeli.

-Eğitim çalışanlarına fiili hizmet zammı verilmeli

Öğretmenlik başta olmak üzere, eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesi için emek sarf eden meslek grupları, yüksek performans gerektiren işler yürütmeleri ve öğretim faaliyetinin yıpratıcı olması göz önüne alınarak, eğitim çalışanlarına fiili hizmet zammı verilmelidir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mestek 6 gün önce

Başkanim taleplerimizi dile getirdiğimiz için çok Tesekkurler ama bunların hayata geçirilmesi gerekir. Meb i ikna etmek çok mu zor? Maaş karşılığı 15 değil 20 saate eşitlenmeli, zorunlu ekders de 10 saat olmalı. Çünkü şu anki uygulamada çıkıntı çekiyor tüm idareciler.