Bu haber kez okundu.

Bakan Yılmaz'dan ''Tam Gün Eğitim, PISA ve Öğretmen-Öğrenci Sayıları'' Açıklaması

am'daki eğitim Amerika'nın önündedir diyebilir miyiz? Tek ölçüye bakarak ülkelerin eğitim sistemini değerlendirmek doğru değildir." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, bakanlığının ve bağlı kuruluşların 2017 yılı bütçesi üzerinde hükümet adına konuşan Yılmaz, Türkiye'nin 21. yüzyılda önüne koyduğu hedeflere ancak eğitimle ulaşabileceğinin farkında olduklarını, bu bilinçle daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da bütçeden en fazla payı eğitime ayırdıklarını anlattı.

Eğitime ayrılan payın 2002 yılında bütçenin yüzde 10'u iken, 2017 bütçesinde yüzde 20'sine tekabül ettiğine işaret eden Yılmaz, "Bu eğitime verilen önemin apaçık bir göstergesidir. Hiçbir dönemde eğitime bu kadar kaynak ayrılmadı, bu kadar önem verilmedi. Eğitime önem veren her şeye önem vermiştir, eğitimi ihmal eden her şeyi ihmal etmiştir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarla temel altyapı ve erişim sorunlarını önemli ölçüde çözdük. Eğitimin kalitesinin artırılması daimi ve değişmez hedefimizdir." dedi.

Eğitimin en temel unsurunun öğretmen olduğunu, geleceğin teminatı gençlerin milli değerlerle donatılmasında, evrensel değerlerle buluşmasında ve çağın gereklerine uygun yetiştirilmesinde en büyük payın öğretmene ait olduğunu dile getiren Yılmaz, "Bu dönemde en büyük yatırımı öğretmene yaptık. 561 bin 135 öğretmen ataması gerçekleştirdik. Bu, mevcut 903 bin 863 öğretmenin yüzde 62'sinden fazladır. Eğitime yapılan en büyük yatırım öğretmene yapılandır. Derslik olmadan ders yapılır ama öğretmen olmadan ders yapılmaz." diye konuştu.

Kaliteli bir eğitim için öğretmen başına düşen öğrenci sayısının uluslararası kabul edilen sınırlar içinde olması gerektiğine işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

"Her eğitim kademesinde derslik başına düşen öğrenci sayısı yeni yapılan derslikler sayesinde ülke genelinde 30'un altına düşmüştür. 2002-2003 eğitim öğretim yılında ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 36 iken bugün 25'e, ortaöğretimde 31'den 23'e düşmüştür. Önümüzdeki dönemde ikili eğitime son vermek için yoğun bir çalışmanın içinde olacağız. Bugün itibarıyla ilköğretimde ikili eğitime tabi öğrenci oranımız yüzde 45, ortaöğretimde 8,60'tır. İkili eğitime son vermek için 77 bin ilave derslik ihtiyacımız olacaktır. Özellikle ikili eğitimin yapıldığı yoğun göç alan şehirlerimize öncelik vermek suretiyle derslik yapımına devam edeceğiz. Bunu da 2019 yılı sonuna kadar tamamlamayı planlamaktayız. Önümüzdeki dönemde eğitimde teknolojik yatırımlara devam edeceğiz, isteyen her öğrencimizin bilgi otoyoluna ulaşmasına imkan tanıyacağız.

Mesleki ve teknik ortaöğretimden mezun olanların meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş uygulaması kaldırılmıştır, bu uygulamanın yerine üniversiteye geçiş sınav sonucuna göre alanında eğitim yapmak isteyen mezunlara meslek yüksekokullarına geçişte ek puan verilecektir. Özel ve mesleki teknik eğitime destek veriyoruz. Sektörün talepleri de dikkate alınarak bu okulların alanları güncelleştirilmekte, ihtiyaç olmayanlar kapatılmakta, sektörün ihtiyacı olanlar da açılmaktadır. Mesleki ve teknik ortaöğretimde ikili eğitimi sonlandırmak için de 296 okulda 5 bin 249 derslik yapacağız. Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın 4 bin 206 atölye ve laboratuvarını teknolojiyle uyumlu olacak şekilde yenilemekteyiz. Bundan sonraki hedefimiz eğitim sisteminin kalitesinin daha da artırılmasıdır, kaynaklarımızı bu hedef doğrultusunda daha etkin ve verimli kullanacağız."

-"Fen lisesi öğrencilerimiz girmiş olsaydı..."

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçlarına da değinen Yılmaz, grafikleri göstererek, "Tüm ülkelerin fen okuryazarlığı ortalama puanı 465, Türkiye'ninki 425'tir. Fen bilimlerinde 2012'ye göre 25 ülkenin de düşmüştür. Türkiye fende 18, matematik okuryazarlığında ise 22 ülkenin önünde daha iyi bir dereceye sahip. Önde olduğu ülkeler arasında kişi başına düşen geliri ülkemizden daha fazla olan ülkeler var. Arjantin, Meksika, Brezilya'nın milli geliri bizden fazla, biz onlardan daha iyi durumdayız. Katar'ı da söyleyeyim; 100 bin dolara yakın kişi başına gelir düşüyor, onlardan iyiyiz." dedi.

PISA'da ağırlıklı alanın fen okuryazarı olduğu 2006 ile 2015 uygulamaları Türkiye sonuçları kıyaslandığında yaklaşık 1 puanlık artış olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:

"Bu yıllar arasında OECD ortalamasında 5 puanlık, tüm ülkeler ortalamasında 13 puanlık düşüşün olduğu görülecektir. Katılımcı ülke sayıları göz önüne alındığında 2015 uygulamasında Türkiye'nin sıralamasının 2016'ya göre daha iyi olduğu da görülecektir. Fen okuryazarlığında 2016-2015 arası incelendiğinde Türkiye'de kızlar ve erkek öğrenciler arasındaki başarı farkı 12 iken bu fark 2015 yılında 6'ya düşmüştür. OECD'de ise 2006 yılında erkekler lehine olan 2 puanlık fark, 4 puana çıkmıştır. Türkiye'de kızlar ve erkekler arasında fark azalırken OECD'de artmaktadır. Fen okuryazar açısından fen lisesinden katılan öğrencilerimiz bu sınavda 534 puan aldı. 534 puan Estonya'nın yani dünya 3'üncüsünün puanına denk geliyor. Dünya ikincisi Japonya da 538. Eğer sadece fen lisesindeki öğrencilerimiz girmiş olsaydı bu sınava aldığımız dereceyle dünyanın üçüncüsü olacaktık. Sosyal bilimler lisesinden katılan öğrencilerimizin aldığı puan 518'dir. Bu puan Kore'nin, Yeni Zelanda'nın, Avusturalya'nın, İngiltere'nin önünde yer almaktadır. Buradan da anlaşılmaktadır ki sosyal bilimlerde öğrencilerimizin fen okuryazarlığı dünyanın en önde gelen ülkelerinin, yani ilk 10'u arasındadır. Anadolu lisesinden katılan öğrencilerin aldığı puan 461'dir. Bu puan da Slovakya'nın puanına eşit olup Yunanistan ve Şili'nin aldığı puandan daha iyidir. Mesleki ve teknik Anadolu lisesinden katılım yüzde 36'dır. Bu öğrencilerimizin aldığı puan 392'dir. Dolayısıyla, 534 alan öğrencinin ülke puanı ortalaması 425'e çekiliyor. Teknik liselere yüklediğimiz misyon farklı. Bu misyona uygun şekilde yarışmaya alınması uygun olur. Teknik liselerdeki eğitimin seviyesini, kalitesini artıracağız. O zaman bu okullarla ilgili PISA diye bir sorunumuz da kalmayacaktır. "

PISA 2015 uygulamasında ciddi anlamda bir örneklem sıkıntısı olduğunun kabul edildiğini belirten Yılmaz, programa hem özel hem de devlet okullarının katıldığını, raporda, Türkiye için "Devlet okullarında okuyan öğrencilerin başarısı özel okullarda okuyan öğrencilerden daha fazla..." değerlendirmesinin yer aldığını söyledi.

Yılmaz, "PISA 2015 sonuçlarına göre devlet okullarının okuma becerileri alanında da özel okullara göre daha başarılı olduğu görülmektedir. Eğitim alan her bir öğrenci için 10 bin doların üstünde bir miktar harcayan OECD ülkeleriyle her bir öğrencisine 5 bin doların altında harcayan OECD ülkelerinin aynı sonucu almasını beklemek doğru değildir. Bu somut gerçeğe rağmen bizden çok daha kaynak ayıran birçok ülkeden daha iyi bir sonuç alıyoruz." dedi.

-"Tek ölçüye bakarak ülkelerin eğitim sistemini değerlendirmek doğru değil"

Geçmiş dönemlerde verilmediği kadar eğitime önem verdiklerini belirten Yılmaz, "Eğitime ne kadar kaynak ayırırsanız o kadar eğitime önem veriyorsunuz demektir. Eksiklerimiz var, biliyoruz. Gelecek yıllarda bu eksiklerimizi de gidereceğiz. İki gününü birbirine eşit kılmadan çalışmaya devam edeceğiz. PISA'nın tek başına bir ülkenin eğitimde bulunduğu seviyeyi göstermeye yetmediğini de belirtmek isterim. PISA'da Vietnam, fen bilimlerinde de ve matematikte de hem 2012'de hem de 2015'te Amerika'nın önündedir. Buradan hareketle Vietnam'daki eğitim Amerika'nın önündedir diyebilir miyiz? Tek ölçüye bakarak ülkelerin eğitim sistemini değerlendirmek doğru değildir." dedi.

Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) hakkında da grafiklerle bilgi veren Yılmaz, "Eğitimdeki fen bilimlerinde Türkiye'nin 2011'de ve 2015'te 4. sınıflarda aldığı bu puanla biz Fransa ile aynıyız. Fransa'da kişi başına düşen 44 bin dolar, bizde kişi başına düşen dolar artık 10 bin doların altında. Fransa bizden çok daha fazla kaynak ayırmasına rağmen, öğrenci başına yılda 90 bin dolar harcayan Fransa ile benzer sonucu TIMSS'te alıyorsak; bu, Türkiye'deki eğitimin doğru yolda olduğunu çok açık şekilde göstermektedir. TIMSS'te de bir başka sonucumuz, bu da 8. sınıf fen bilimlerinde. Burada da biz İtalya'yla aynı durumdayız. İtalya'nın kişi başına düşen milli geliri 37 bin dolar, öğrencisine bir yılda harcadığı para da 85 bin dolar. Buradan da anlaşılmakta 8. sınıfta da her bakımdan TIMSS'te puanlarımız her şekilde artmaktadır.

- ""Eğitim kötüye gitseydi Çemişgezek'teki Mahir Robert Kolejine gitmezdi"

Yılmaz, sözlerini bitirirken, "Eğitim kötüye gitseydi Çemişgezek'teki Mahir Robert Kolejine gitmezdi. Eğitim kötüye gitseydi Erciş'teki Nursel TEOG'da 120 sorunun 120'sini çözmezdi. Eğitim kötüye gitseydi, Van'ın Edremit'indeki Hazel Berfin, Muş'un Varto'sundan Ezgi Beytaş, Ağrı'nın Diyadin'inden Marya Polat TEOG'da 1'inci olmazdı. Biz umutluyuz, eğitimde fırsat eşitliğini herkese tanıyacağız. Bu sonuçlar da bu konuda mesafe aldığımızı apaçık göstermektedir." dedi.

Yılmaz, Abazaca dersini 746, Gürcüceyi 900, Kiril alfabesi esaslı Adigeceyi 928, Kürtçeyi 55 bin 654, Lazcayı 2 bin 2, Zazacayı 4 bin 910 öğrencinin seçtiğini ve eğitim aldığına işaret ederek, "Eğer proje okul uygulamasını başlatmasaydık bugün fen liseleri bu kalitede olmazdı."dedi.

Bütçeleri düşük olan 20 üniversite ile ilgili ne yapılacağı sorusuna karşılık Yılmaz, bölgesel kalkınma odaklı üniversitelerin desteklenmesi projesiyle YÖK ve Kalkınma Bakanlığı tarafından destekleneceğini bildirdi.

Doktoralı insan kaynağı ihtiyacının sorulması üzerine Yılmaz, "YÖK bu sene ilk defa 2 bin doktora bursunu hayata geçiriyor. Türkiye'nin öncelikli 100 alanında 2 bin kişiye de doktora bursu vereceğiz. Bilimsel araştırma projelerini de hükümet olarak biz destekleyeceğiz." dedi.

Eğitim iyi bir yolda gittiğini vurgulayan Yılmaz, "Eksikliklerimizi biliyoruz. Öğrencilerimizin ve öğretmenlerin devamını takip etmek lazım. Öğretmenlerin meslek içi eğitimi konusunda OECD ülkelerinde son üç ayda her 2 kişiden birisi giderken, Türkiye'de 4 kişiden birisi gidiyor. Bu eksikliğimizin farkındayız. Okul öncesi eğitimi önümüzdeki dönemde de zorunlu eğitim kapsamına aldığımızda, önümüzdeki dönemde PISA'da da çok iyi bir yere geleceğimizi söyleyebilirim. PISA'da Finlandiya dört dönemdir düşüyor ama Türkiye bir dönem düşünce bu kadar kıyameti kopardınız. Neden? Eğitim onların ortak derdi, burada ise eğitim sadece bizim derdimiz olarak görülüyor? " dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.