MEB ilk adımı bu sorunu çözerek atmalı

Türk Milli Eğitim sistemindeki Kasım 2016’dan buyana kangren haline dönüşmüş bir sorundan söz ederken, konunun iyi anlaşılması için Amerikan filmlerinin mahkeme repliklerinden yardım almak zorunda kalmış olmamı, ironi kabul edin lütfen!
Ama durum da maalesef aynen böyle!
İronik…
Milli Eğitim’de işleyişi denetlemek, eğitimde kaliteyi artırmak bizzat Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi…
Ama bunu bozan da bizzat Milli Eğitim Bakanlığı…
Ortamın bu denli başı boş hale gelmesi ve eğitimde kalitenin düşmesi, fırsat eşitliğinin sağlanma olasılığının dahi ortadan kalkmasına yol açan düzenlemeyi hatırlatmak ve sorunun çözülmesi gerektiğinin altını çizmek, bizim görevimiz.
Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk‘un gözden uzak tutmaması gerektiğine inandığım teftiş sorunundan söz ediyorum.

***
Ankara Garı’ndaki patlama… Peşinden gelen 1 günlük derse girmeme eylemi… Ardından soruşturma emri… Eyleme katılan öğretmenlerin tespit edilememesi ve bu işte “başarısız” kabul edilen Maarif müfettişlerinin yetkilerinin Bakanlık tarafından ellerinden alınması gibi zincirleme gelişmeler Milli Eğitim’i takip eden herkesin bildiği detaylar olduğundan, bunları tekrar tekrar ele almanın gereği olmayabilir.
Ve fakat…
İllerde görev yapan maarif müfettişlerinin yetkilerinin ellerinden alınması ve bu görevi yürütecek doğru-dürüst sistemin kurulamamasının yol açtığı sorunları tartışmak durumundayız.

OKULLARDA DENETİM GEREKLİ Mİ?
Konuyu araştırırken, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İnayet Aydın‘ın Hürriyet‘te yayınlanan “Okullarda denetim için 9 neden” başlıklı yazısına ulaştım. Sayın Aydın’ın “Eğitimde eşitsizlik ve okullar arası kalite uçurumunun en önemli sorunlardan olduğu ülkemizde, aynı eğitim kurumu içinde öğretmenlerin niteliğinden kaynaklanan ciddi standart farklılıkları bulunuyor. Temel standartların her okulda tavizsiz şekilde uygulanmasında teftiş sistemi ve müfettişler çok önemli bir işlev görüyor. Ancak son yıllarda teftiş sistemi ve müfettişler üzerinde ortaya çıkan değersizleştirme ve güçsüzleştirme eğitim sistemine büyük zarar veriyor” saptamasının altını çizmek gerek.
Eğer teftişi “kamu yararı adına davranışı kontrol etme ve geliştirme” süreci olarak tanımlıyorsak… Teftişin sonucu olarak “Milli eğitim sisteminde tüm kurum ve kişilerin, yasalarda belirlenen şekilde görevini yapıp yapmadığının belirlenmesi, ortaya çıkan aksaklıkların düzeltilmesi ve geliştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması” beklentimiz varsa…
Prof. Dr. İnayet Aydın’ın da yazısında gayet net ifade ettiği şu olguya dikkat çekmek durumundayız:
“Teftiş sürecinin işleyişini düzenlemek Milli Eğitim Bakanlığı’nın temel görevi olmasına rağmen, meslek hayatı boyunca bir kez bile teftişten ya da denetimden geçmemiş öğretmen sayısı hiç de az değil. Bu alandaki ihmal sadece eğitimin değil bütün ülkenin zarar görmesi anlamına geliyor. Ülkemizde teftişin çok köklü bir tarihsel temeli var. Bu ülkede devletin parasının, malının, mülkünün, hak ve çıkarlarının hesabını sormaları için Büyük Selçuklu Devleti’nde Divan-ı İşraf; Fatih Sultan Mehmet tarafından ise ‘Bakı Kulluğu’ sistemi kuruldu. Fatih bir fermanında, “Ben ki karaların, havaların ve denizlerin sultanı, ben ki yedi düvele hükmeden, Bakı Kulu’ma sözüm geçmez” diyerek müfettişlerin özerk ve bağımsız çalışmasının önemini vurguluyordu. Teftiş ve müfettişler üzerinde son yıllarda ortaya çıkan değersizleştirme ve güçsüzleştirme, en çok eğitim sistemine zarar veriyor.”

SADECE OKULLARDA MI SIKINTI VAR?
Daha önce bu konuyu yazmıştım… Milli Eğitim’de maarif müfettişlerinin yetkisi Bakanlık müfettişlerine aktarıldı. 5.000 maarif müfettişinin sorumluluk alanındaki faaliyet, sadece 500 bakanlık müfettişinin omzuna yüklendi. Mevzuatı iyi bilen maarif müfettişlerini ellerindeki tüm yetkiyi alarak, sadece ve sadece özel görevlendirme yapıldığında çalışabilecek “yardımcı eleman” pozisyonuna indirip, yeni atanan Bakanlık müfettişlerinden sonuç alıcı faaliyet beklemek, sonucu baştan çok belli bir hataydı…
Yalnızca kamu okullarında değil, özel öğretim kurumlarında, özel öğretim kurslarında gördüğümüz-duyduğumuz-bildiğimiz ne kadar olumsuzluk varsa… Sebebi denetimsizlik ve denetimsiz ortamın yol açtığı başı bozukluktur…

BAKAN ZİYA SELÇUK’A DÜŞEN GÖREV
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk yeni bir sistem oluşturmaya çalışıyor. Detaylarını da çalışma takvimi olarak önümüzdeki günlerde açıklayacak…
Bugünden şunu söylemek mümkün… Denetim sisteminini derhal ele alıp, yeniden ve düzgün şekilde işler hale getirmeden… Maarif müfettişleri gibi yetişmiş-donanımlı işgücünü yeniden oyuna sokmadan… Ankara’da alınmış kararların, kurulan sistemlerin… İllerde-ilçelerde işleyip-işlemediğini denetlemeden başarıya ulaşılması, kocaman bir hayalden ibaret kalabilir…

Tayfun ÇAVUŞOĞLU
Gazeteci – Yazar / Eğitim Radyosu

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sade vatandaş 3 ay önce

Müfettişler eğitimi değil de öğretmenlerin ideolojisini, daha doğrusu siyasi görüşünü araştırdığı için kaldırıldı. Siyaseti değil de eğitimin kalitesini inceleyecek kaliteli müfettiş lazım önce.

Avatar
yorumcu74 3 ay önce

Müfettişler senede 1 gün gelip denetim yapıyordu. Birinin dediğini öteki istemiyordu. Bir günlük denetim mi olur? Ayrıca müfettişlerin çoğu ideolojik davranıyor, gerçek bir denetim de yapmıyorlardı. Evrak kontrolüne ağırlık veriyorlardı. Öğretmenleri tanımıyorlardı zaten. Artık öğretmenleri tanıyan, her zaman beraber olan okul müdürleri denetim yapıyor. Gerçi onlar da tarafsız, adil bir denetim yapmıyor. Taraf tutuyor. Kankası olanlara bol kepçe not, resmi ilişki dışında yanına yanaşmayanlara çalışsa da düşük not. Bu ülkede durum bu maalesef.

Misafir Avatar
ddd 2 ay önce @yorumcu74

hakim savcı kesilmeleri de cabası..

Beğenmedim! (0)
Avatar
Vicdan 3 ay önce

Müfettiş öğretmenin vicdanıdır.Okula müfettiş geleceği önceden bilinir ve herkes ona göre hazırlık yapar. Peki kalan günler.....? Ayrıca teftiş işini okul müdürleri yapmaktadır.

Avatar
Mestek 3 ay önce

Kurslarda tek ve öncelikli amaç para maalesef

Avatar
Ömer 3 ay önce

Kurslarda tek işin ve öncelikli amacın para olduğunu söyleyen arkadaş: Benim destek eğitim odası kurslarında kaç tane özel eğitimli çocuğa okuma yazma öğrettiğimi biliyor musun, bilmiyorsun.Ayrıca denetim konusu: Bence en büyük denetim öncelikle doktorlara olmalıdır.Doktora gittiğinizde hanginizle adam akıllı ilgileniyorlar?Hanginizi adam akıllı tedavi ediyorlar.Alıyor eline kağıdı 3-5 ilaç yazıp seni başından salıyor.Diğer memurlara gelince, adamlar mesai zamanında ellerinde çay kahve kimi takıyorlar? Bir ego bir kibir...Sanki dünyayı onlar yaratmış.Biz sınıfta ders esnasında çay içebiliyor muyuz? Hayır.Veliler okula geliyor onlara kul köle oluyoruz.Çocuklar için yaptığımız çalışmaları ve fedakarlıkları hiç saymıyorum bile...Tabi anlayana

Avatar
Türkçe 3 ay önce

Ama ilk kaliteli müfettiş yetiştirmeli. Gelince, derse bayan öğretmenlere asılan okulda tıka basa karnını doyurup giden yeni çıkan yönetmeliklerden bihaber müfettişler eğitimin en temel sıkıntısıydı. Ayrıca yolluk ücreti kaldırılsın müfettiş denetimi gelsin. Müfettişler yolluk ücreti için çırpınıyor dertleri eğitim falan değil.

Avatar
Gaziantep 3 ay önce

Batikent ortaokuly gaziantep en iyi ogretmenlerin etut u var yetistirme kursuna mudur husyin mudur yrd ingilizce ogretmeni giriyor.bu nasil istir....her ogretmenin evinde okulun karsisinda etutu var.evin salonu etut....ogrenciy anket oleak sorun

Avatar
Maarif 35 3 ay önce

Durumu en iyi biçimde anlattığınız için teşekkür ediyorum.