2010 Kpss Mağduru Öğretmenin İsyanı...
 Saygıdeğer Yönetici

Sizlere ulaşma sebebim şuan kamuoyunun da gündeminin ilk sıralarında olan 2010 KPSS hakkında yaşadıklarımı paylaşmak ve şuan yaşadığım ve ileride yaşayabileceğim çok ciddi sorunlarda desteğinizi kazanmaktır.

Bu desteği istememin temel sebebi,maalesef (bunu son 6 yıldır üzülerek söylüyorum) 2010 KPSS'de, iptal edilen eğitim bilimleri testinde, herkesin artık sayısını ezbere telaffuz edebildiği 100 ve üzerinde net çıkaran 3227 kişiden biri olmamdır. 

Sizlere eklerde de sunacağım gibi girdiğim tüm sınavların sonuç belgesini paylaşacağım ki yaşadığım travmanın boyutunu daha net bir şekilde görebilesiniz.

Şimdi hikayemi anlatmaya başlıyorum.

2009 yılında Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden mazun oldum. Bu yıl gerek üniversitenin son senesi olması gerekse o yıllarda ben ve benim gibi bir çok sınıf arkadaşımın da olduğu gibi öyle büyük bir tutkuyla ilk senemizde atanmak gibi bir hedefimiz olmadığından ne herhangi bir dershaneye gittik ne de KPSS'ye yönelik bir çalışmamız oldu. Çünkü bizden önceki yıllarda mezun olan büyüklerimiz ellerinde tek bir KPSS kitabıyla bir şekilde atanabiliyordu. Bütün bunların doğal sonucu olarak mezun olduğum 2009 yılında girdiğim KPSS'de ekte de size sunduğum üzere 66.186 puan alarak başarısız oldum. Atamalar için tercihte dahi bulunmadım. Balıkesirdeki yaşantıma son vererek aid olduğum yere, babamın görev yaptığı Uşak iline ailemin yanına döndüm.

Rahat geçen yaz tatilinin ardından şuanda bile etkilerini derinden yaşadığım sürecin içinde bir anda kendimi buldum. Uşak'ta KPSS'ye yönelik açılmış olan birkaç dershaneden biri olan Sınav Dergisi Dershanesine kaydımı yaptırdım. Artık bir hedefim vardı. Atanmak ve öğretmenlik mesleğine giriş yapmak istiyordum.
Zaten üniversiteyi bitirip uzun yıllar sonra Uşak'a da dönmüş olduğumdan dolayı çok fazla arkadaş çevrem bulunmadığından KPSS'ye odaklanmam hiç de zor olmadı. Günler geçtikçe artan çalışma tempom, arkadaşlarımın da yakından şahit olduğu üzere deneme sınavlarında kendini göstermeye başlamış, işlerin benim için yolunda gittiğini görmeye başlamıştım.

Günde 2 saat ile çalışmaya başladığım bu süreç, her ay düzenli olarak kendini katlayan sistematik bir çalışma temposu ve beyin fırtınasına dönmüş,gerek kendi çalışmalarım gerekse atanması için ben kadar yüksek puan almasına gerek olmayan arkadaşlarıma konular anlatıp onlara yardım etmek üzerine odaklanan bir zaman döngüsüne, günde 8 ila 10 saati bu uğura harcanan bir noktaya gelmişti.

Son iki aya girdiğim düzlükte artık Genel Kültür ve Genel yetenek testlerinde 95 ila 105, Eğitim bilimleri testinde ise 100 ila 105 arasında sürekli seyreden bir deneme grafiğine sahip olmuştum. Hatta o yıllarda 0,5 olan gözlük numaran katlanarak artmış ve bir anda 1,25 sağ ve sol göz bozukluğuna sahip biri haline gelmiştim.(Arkadaşlarımın bu konuda benimle şakayla karışık dalga geçmeleri hala aklımdadır.)

Artık kendimden emin bir şekilde sona geldiğim KPSS 2010 sürecinde, sınava girdiğimde Genel kültür yetenek testinin nispeten kolay, eğitim bilimleri testinin ise gerçekten zor bir şekilde hazırlanmış olduğunu gördüm. Sınavdan çıktığımda rahattım çünkü kendimden emin bir şekilde soruları cevaplamış ve güzel bir netice alacağımın farkındaydım ki sınav kitapçıklarının verildiği anda daha resmi sonuçların açıklanmasına 1 ay gibi bir süre olmasına rağmen GK-GY testinden 98 ,eğitim bilimleri testinden 100 net çıkaracağımı söylemiştim. 

Bu şu anlama geliyordu. Zaten Türkçe öğretmenliği alanında atanabilmek için adaylar arasında kıyasıya bir rekabet vardı. Atama bandına görebilmek için her iki alanda da 92 ve üzeri netler çıkarmak gerekiyordu. Ben bu yığılmanın üstüne çıkarak çocukluktan beri hayalini kurduğum ufak bir sahil kasabasına yani ilk tercihlerimden birine atanabilecektim.

1 ay boyunca Memurlar.net eğitim fakültesi mezunları forumu meskenim olmuş arifyildiz_87 kullanıcı adımla bir çok forum başlığında bu konu ile ilgili sohbetlere dahil olmuştum.

ÖSYM tarafından sonuçlar açıklanmış ve benim netlerim yukarıda zikrettiğim şekilde gelmişti.(Ekte size sonuç belgemi sunacağım)  Aldığım p10 puanım ise 86,2 idi.Daha sonra Milii Eğitim Bakanlığının atamaya esas alan bazında sıra öğrenme formunda puanımın karşılığı Türkçe Öğretmenleri arasında ilk 100 kişiden biri olduğumu gördüm ve bu duruma çok sevinmiştim. Artık bir senelik çalışmamın, alın terimin meyvesini alabilecek, hayallerimi gerçekleştirebilecektim. 

Bu sevincimin kursağımda kalması ve kara günlerin başlaması çok sürmedi...

Sayın yetkili, memurlar.net forum veritabanı  gerçekten çok şeylere kadir. O yılların tüm rüzgarı, psikolojik tüm baskısı hala arama yaparak okuyabildiğim onbinlerce yorumda mevcut.Kaldi ki kopya olayının ayyuka çıkması, kopycıların çarşaf çarşaf tc kimlik numaraları ilk defa sizin forum başlıklarınızda yer buldu. Bu bir süre sadece forumda yer aldıktan sonra yine sizin bunu anasayfanızda haber yapmanızdan sonra ülke gündeminin ilk sıralarına yerleşmişti.

Tekrar kendi adıma yaşadığım sürece dönmek istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığı 1 Eylül 2010 tarihinde yapacağı 30 bin öğretmenşn duyurusuna çıktı ve benim branşımdan 1100 öğretmen alacağını duyurdu. Bu atama sayısına göre istediğim yere nokta tercihle atanabiliyordum ama bir taraftan da artık ortalığı toz dumana çeviren kopya olayı ile ilgili gerek haberlerde gerek bu sitenin forumlarında onlarca görüş ifade ediliyordu. Atama tercihleri başlamış ve atanıp göreve başlamamıza yaklaşık 10 gün kalmıştı. O günlerde gerek hükümet kanadından gerekse ÖSYM tarafından sınavın şaibesiz olduğuna ilişkin onlarca açıklama yapılıyordu ve bakanlık da süreci başlatmakta herhangi bir sakınca görmedi.

O günü hayatım boyunca hiç unutmam. 31 Ağustos 2010 günü...
Atamalarımız 1 gün sonra hatta saatler sonra yapılacak ve bakanlığın istediği duyuruya göre aynı gün görev yerlerine gitmemiz istenecekti.Ben ise bu karmaşadan daha bavul hazırlamamış hatta ve hatta alışveriş dahi yapmamıştım.
Babam gidip kendimi birkaç takım elbise ve atanacağım yerdeki yaşantımla ilgili şeyler almam yönünde istekte bulununca ben de Afyon'a kardeşimle birlikte geldim. O gün akşam saatlerine kadar eksiklerimi gidermiştim. Bu şehirde yaşayan dedemin babaannemin elini öpüp hayır duasını aldıktan sonra üst katta oturan amcamlara çıktım. Onlarla üçbeş sohbetten sonra aldığım takım elbiseleri son kez deneyeyim de bir gün sonra yola çıkacağım bir aksilik olmasın diye ayna karşısında kontrol yapıyordum.O kurduğum cümle hala dilimin ucundadır. Allahım ya dedim ne güzel oldu ne yakışıklı oldun arif. Şükürler olsun sana Yarabbim.. Açık olan televizyonda son dakika haberini o takım elbise üzerimde iken gördüm ben. Eğitim bilimleri testinin iptal edildiği ve ileri bir tarihte yapılacağı, yarınki atamaların da iptal edildiği haberi hala kulaklarımdadır. O anda gözyaşlarıma hakim olamadım. tutamıyordum kendimi yıkıldım gerçekten tükendiğimi hissediyordum.Haberleri daha fazla izleyemeyip balkona çıktım aralksız saatlerce gözyaşı döktüm. Hayallerim çalınmıştı umutlarım. Bir el gelmiş bir çırpıda bunları benden almıştı. Ne yapacaktım onu dahi bilmiyordum. Sadece ağladım. Ben ağladım, kardeşim ağladı, orada bulunan amcam, dedem, babaannem, kuzenim,uşakta bıraktığım babam, annem ağladı,hep ağladık.

Yaklaşık 5 saat sonra kendimi zor bela toplayabilmiş ve büyük hayal kırıklığıyla Uşak’a ailemin yanına dönmüştüm. O gece sabaha kadar tüm aile büyük bir yıkım içinde üzüldük. Babam beni sakinleştirmeye çalışsa da yapamıyor kabullenemiyordum.

Birkaç gün sonra kendimi yavaş yavaş toplayıp yenilenecek olan sınav için elime kitabı tekrar aldığımda kendime bir söz vermiştim. Zaten mevcut olan bilgilerimi tazeleyecek netimi de artıracaktım. Ancak dedim ya kötü bir rüzgara yakalandım. Bu rüzgar beni daha dibe itmek için uğraştıkça uğraşıyordu. Bu sefer aldığım daha kötü haber, iptal edilen eğitim bilimleri testinde 3227 kişinin 100 net ve üzeri çıkardığı ve bu kişilerin kopya şüphelisi olduğu, bu sebepten dolayı incelemeye alındıkları ve yenilenecek olan eğitim bilimleri sınavına İstanbul veya Ankara’da gözetim altında girecekleri olduğuydu. Bu nasıl olurdu ya. Benim ne suçum günahım vardı. Hayalini kurduğum meslek elimden alındığı gibi bir de alın terimle gecemi gündüzüme katarak aldığım sınav sonucuna göre şüpheli konumuna düşmüştüm.Kahrettiler beni sayın yetkili, yaşama dair inancımı, güçlü karakterimi kirli oyunlarına alet ettiler. Zaten dayanacak gücüm kalmamıştı, hala vurmaya devam ediyorlardı. Ne yapacaktım ben şimdi. İstanbul’a o yaşıma kadar bir defa bile gitmemişken orada kimde kalır, ne ederdim, üstüne üstün bu hayal kırıklığı, moral bozukluğuyla sınavda nasıl bir kaygı yaşayacağımı o sorulara nasıl odaklanacağımı hayal edince kendimi kör kuyuların içinde buluyordum. 

Bu perişan duygularla İstanbul’a gitmek için yola çıktım. Boğaz köprüsünden ilk kez geçerken gözyaşlarımı tutamadım. Allahım nereye gidiyordum ben sonum ne olacaktı. Hep dua edip bana yardım etmesini diliyordum mevlamdan. 
Sınav salonuna girdiğimde dudağımda korkudan çıkmış kocaman bir uçukla sınava başladım. Normal koşullarda girsem(sonradan bunu fark ettim) iptal edilen testten daha kolay olan sorularda, kendimden emin olmadan ilerliyordum. Sınav bir şekilde bitti ve ben yine belirsizlik ve korkularla Uşak’a ailemin yanına döndüm. Korkuyordum çünkü Allah korusun bu moral bozukluğuyla netlerim çok düşerse devlete göre baş kopyacı olacaktım,korkuyordum çünkü biraz düşüş  yaşasam zaten atanmak için aslanın ağzında olan Türkçe öğretmenliği bölümünde geride kalacaktım. Korkuyordum çünkü herkes sınava yine kendi ilinde girerken kopya şüphelisi damgası yemezken benim başıma gelmeyen kalmamıştı.
Bu korkularla sınav sonucumu beklemeye başladım. Sonuçlar açıklandı ve ben 97 doğru 23 yanlış yaparak doğru sayımı sadece 7 net düşürmüştüm. Evet yine bir başarıydı bu, dışarıdan insanlar için bir aklanmaydı belki ama şunu çok iyi biliyordum normal koşullarda girmediğim sınav sonucuma göre atanamayabilirdim. Nereden mi biliyorum çünkü sayın yetkili ben bu sınava hazırlanırken sadece kitaplarla hazırlanmadım. Atama için kaç net yapmam gerekir rakiplerimin önceki senelerde yığılması nedir. Hangi bölüm daha çok puan getirir ve bunun olası sonuçları nedir hepsini irdeliyor ve forumlarda arkadaşlarımla görüş alışverişinde bulunuyordum.

Ve korktuğum başıma geldi. Milli eğitim bakanlığı alan bazında sıra öğrenme formuna göre yeni puanım olan 85.3 ile ben 1100 kişilik atama barajının dışında kalıyordum. Çünkü sıralamam 1350 idi. Düşünsenize sadece 7 doğru ile 1200 kişi sizin önünüze geçmişti. Neden mi çünkü Türkçe öğretmenliği bölüm mezunları genel olarak GK-GY testinden zaten 100 netin üzerine çok rahat çıkabilen kişilerdir. Ben ise iptal olan sınavda kimsenin başarı gösteremediği diğer alanda yani Eğitim bilimlerinde fark yaratmıştım. Yarattığım bu fark da ortadan kalkınca atanmak artık benim için sadece bir hayal olarak kalmıştı. Saatler kala Batının en güzel yerlerine atanabilmek varken aylar sonra elinde bir hiçle kalakalmak.Bu duygu nedir bilir misiniz. Tercihler alındı bende olmayacağını bile bile tercih yaptım ve atanamadım. Ağladım odama kapandım günlerce çıkmadım. Sözleşmeli alım duyurusu yapıldı sadece 100 kişi alınacaktı bizim bölümden tercih yaptım atanamadım. Yine ağladım. Yine odama kapandım. Yıkım üstüne yıkım hayal kırıklığı üstüne bir yenisi. Psikolojim darmadağındı. 

Bir devlet memuru çocuğu olarak dünyaya gelmiş birisinden bunun dışında hayal kurmasın bekleyemezsiniz. Çünkü o çocukken bile sabah düzenli kalkmış öğünlerini düzenli yemiş ve rol aldığı erkek modeli olan babası takım elbisesi ve kravatıyla onun için mükemmel bir varlıktır ve sen de onun gibi olmalısındır. Ben de sadece devlet memuru, öğretmen olmak istedim. Hayal kurdum azmettim tevekkül ettim ama birileri bu hakkımı elimden aldı.

Bu duygularla kendimi zor bela toplayarak 2011 Kpss’ye hazırlanmaya karar verdim. Ama bir sene çok yoğun bir tempoda çalıştıktan sonra bu inancı ve gücü tekrar kendinde bulabilmek hiç de kolay olmadı. O sene yine Sınav Dershanesi bünyesinde eğitim veren Bilginler Şehri Dershanesine kayıt yaptırdım. Günler bir şekilde geçiyordu ama aklım hala acaba ek alım olur mu düşüncesindeydi. Bir şekilde doğuya da olsa memleketimin bayrağımın dalgalandığı bir yere gitmek istiyordum. Babamın durumu çok kötüydü. Bir yığın borcu vardı, benim onlara yük olmamam gerekiyordu. Atanmalıydım ya, ne olursa olsun olmalıydı bu. Benim hikayemi duyan herkes ağzı açık şekilde nasıl olup da ayakta kalabildiğimi soruyor ve hatta atanmak için bize yardım eder misin şeklinde isteklerle geliyorlardı. Birkaç kişiye ders çıkışları özel olarak ders anlatmaya başladım. Güzel bir grubumuz olmuş ve benim liderliğimde sınava çalışmaya başlamıştık. Bu sefer farklı bir hedef gütmeme sebep olan bir şey oldu. İhtiyaç akademi 2011 KPSS birincisine BMW X5  marka jip ödülü vereceğini duyurdu. Kendim kamçılamak için bunu alacağım dedim. Çalışacağım ve bunu başaracağım. Kaldi ki artan çalışma tempomla ve geçen yıldan gelen birikimimle artık deneme sınavlarında netlerim hem GK-GY hem de eğitim bilimleri testlerinden çok rahat 100’ü görür olmuştu ve hatta ilerleyen dönemlerde eğitimden 110 üzerine çok rahat tırmanır olmuştum. Günler bu çalışma temposuyla geçerken  Milli eğitim bakanı Haziran ayında 30 bin Kadrolu öğretme ataması yapacaklarını kamuoyuyla paylaştı. Bu şu anlama geliyordu. 2011 KPSS’ye girmeden atanacaktım. Sevinçten havalara uçtum. Anlatamam neler yaşadığımı gerçekten nasıl mutlu olduğumu. Peki ne yapacaktım. Dershanenin,çalışmanın bir anlamı kalmamıştı çünkü sınava girsem de atanmış bir devlet memuru olacağımdan o puanın hiçbir hükmü kalmayacaktı.( Şimdi olanlara bakıyorum da iyi ki girmişim 2011 KPSS’ye, yoksa kendimi derdimi kimseye bu denli rahat anlatamazdım.)

Haziran ayında atamam Konya iline çıktı. Göreve ise Eylül ayında başlayacaktım. Bu rahatlıkla girdiğim 2011 Kpss’den ise ekte de sizlerle paylaşacağım üzere 91.7 puan alarak bana bunları yaşatanlara en güzel cevabı verdiğimi düşünmüştüm. Benim alın terim, benim puanımdı bu. Yıllarımın, çalışmalarımın en güzel karşılığı. 

Bu güzel duygularla meslek hayatıma başladım. Ancak 2010 KPSS yakamı yakamızı hiç bırakmadı. 6 sene boyunca her sene bir çok defa bu olay kamuoyuna yansıdı. Sınavın iptal olacağı bizim memuriyetlerimizin düşeceği sürekli gündeme geldi. Artık hayatını kurmuş birisi için her haber hem bir acı,korku hem de geçmişte yaşadıklarını bir kez daha yaşatan bir hançer oldu. 

2015 yılında Yürütülmekte olan Kpss davasına eklenmek üzere Ankara Cumhuriyet savcılarından Kpss savcısı Yücel ERKMAN’A bir şikayet dilekçesi yolladım. Yşanan mağrudiyetlerin giderilmesi ve kopyacıların bulunması istemiyle. Ve aynı dilekçede sınavın komple iptalinin bizim gibi hakkıyla puan almış kişiler için kötü sonuçlar doğurabileceğini beyan ettim.(ekte sunuyorum)

Şimdi geldiğimiz noktada  korktuklarımın hepsi gerçekleşmiş durumda.GK-GY sınavlarında da  zaten kopya çekildiğini o yıllarda haykıra haykıra her yerde ( ki katılmadığımız eylem kalmadı,Abbas Güçlü ile genç Bakış programına dahi konuk oldum.) söylemiştik ve o yıllarda hiçbir şey için geç değildi. Bilgileri daha taze olan ki yenilenen bir eğitim bilimleri testine giren adaylar için GK-GY testine de girmenin hiçbir ek yükü olmazdı. 

Şimdi deniliyor ki bizim memuriyetlerimiz düşecek. Bu nasıl bir cümledir. Bize yaşattıkları yetmedi mi. Zaten devlete baş belası olmuş FETÖ terör örgütünün en ağır darbesini o yıllarda aldık şimdi Devletimiz, devlet büyüklerimiz bizlerin hikayesini bilmeden alın terini görmeden kurunun yanında yaşı da mı yakacak.

Bir yaşam kurdum ve önümüzdeki sene içinde evlilik planları yapıyorum. Ben ne yaparım böyle bir şey olursa. Bunca sene sonra bir daha aynı acılara nasıl katlanabilirim. 

Adaleti her zaman savundum. Bu sınavda kopya çekmiş kişilerin gerekirse tek tek bulunmasını her zaman istedim ama bizlere artık dokunmayın. Bana artık dokunmayın yeter. Bu belirsizlik kafayı yedirtecek bana. İki gün sonra görevden alındınız derler diye çok korkuyorum. Uyuyamıyorum sayın yetkili. 

2010 evrakları yakılmış haberlerde okumuştum bundan birkaç sene önce. Bu kopyacıları nasıl bulacaksınız. 6 sene boyunca hatalar üstüne hatalar yapıldı yıkımlar üstüne yıkımlar oldu. İntihar eden arkadaşlarımız meslektaşlarımız oldu. Sizin amacınız bunlara yenilerini mi eklemek. 

Sizlere yalvarıyorum. Alacağınız kararlarda bizleri, bizlerden bir kişiyi bile mağdur etmeyin. Birçoğumuzun çoluğu çocuğu var hayalleri hatta borçları var. Bizleri eğer görevden alırsanız bu yıkıma bir çoğumuz katlanamaz. Ne olur adaleti son noktasına kadar tecelli ettirin. Kopya olayına bulaşmış kim varsa bir şekilde( artık hangi şekilde olur bilmiyorum ve hatta karamsarım) bulun en ağır şekilde cezalandırın ama bun u yaparken kurunun yanında yaşı da yakmayın.

(Yaşadıklarım emin olun bu satırlara sığmadı aklıma daha neler geliyor ama değil yazmaya düşünmeye mecalim kalmadı artık.)


Arif YILDIZ-AFYONKARAHİSAR-ÇOBANLAR-GÖYNÜK ORTAOKULU TÜRKÇE ÖĞRETMENİ

kaynak: ogretmenlerhaber.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehmet 5 ay önce

be adam biraz kısa yazsan da okusak olmuyor mu?

Avatar
Havva 5 ay önce

Ancak bu kadar güzel anlatilabilirdi... Sizinle ayni durumda binlerce insanin dusundukleri hissetikleri. Devlet buyuklerimizin de bu yaziyi okumasi temmenisiyle