Öğretmen Atamalarında Sadece Mülakatın Kaldırılması Yetmez, Eğitimde Sözleşmeli ve Güvencesiz İstihdamdan Derhal Vazgeçilmelidir!

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın öğretmen atamaları ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamalar sonrasında öğretmen alımlarında ‘mülakat sınavı’nın kaldırılacağı, öğretmen atamalarının yapılacak ‘güvenlik soruşturması’ sonrasında puan üstünlüğüne göre yapılacağı iddiaları gündeme gelmiştir. Bakan Yılmaz, sadece mülakat sınavının kaldırılacağını açıklaması, eğitimde güvencesiz istihdamı beraberinde getiren sözleşmeli öğretmen alımı uygulamasının devam edeceği anlamına gelmektedir.

İlk uygulandığı andan itibaren tartışılan ve çok sayıda mağduriyet yaşanmasına neden olan mülakat sınavı ile sözleşmeli öğretmen alımına son verilmesi önemli bir gelişme olmakla birlikte, tüm öğretmenlerin sözleşmeli olarak atanması uygulamasının devam etmesi kabul edilemez.

Yıllardır kamu istihdamında, özellikle eğitimde güvencesiz, esnek ve performansa dayalı istihdam politikalarını adım adım hayata geçiren siyasi iktidar, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında mülakat sınavı ile birlikte eğitimde “sözleşmeli istihdam” uygulaması başlatmıştır. Bugüne kadar 18 bin 506’sı Ekim 2016, 1. 367’si Nisan 2017 ve 20 bin 127’si Temmuz 2017 olmak üzere 40 bin sözleşmeli öğretmen tartışmalı ‘mülakat sınavları’ndan geçmiş, 20 bin sözleşmeli öğretmenin ataması yapılırken, 20 bininin Temmuz ayı içinde atamalarının yapılacağı açıklanmıştır.

Geçtiğimiz Ekim ve Nisan aylarında yapılan sözleşmeli öğretmenlik sınavında sorulan sorular üzerinden ortaya atılan iddialar, mülakat uygulamasının siyasi kadrolaşma amacıyla nasıl kullanıldığını açıkça göstermiştir. Öğretmen atamalarında mülakat sınavının öğretmen istihdamını açık bir şekilde “politik güvencesizleştirmeye” dönüştürmesi, iktidara eleştirel ve muhalif yaklaşan öğretmenlerin elenmesi, öğretmenlerin hükümetin istek ve beklentileri doğrultusunda istihdam edilmesini beraberinde getirmiştir.

Türkiye’de mülakat sınavına dayalı tüm uygulamaların “siyasal kadrolaşma”nın önünü açarak sayısız haksızlığa neden olduğu, aldıkları puanlara bakılmaksızın iktidarın dünya görüşüne uygun olanlar sürekli başarılı olurken, iktidarın dünya görüşüne yakın olmayanların taraflı ve kasıtlı değerlendirmeler üzerinden elendiği ya da “saf dışı” bırakıldığı çok iyi bilinmektedir. Benzer bir tespiti yüksek yargı da yapmış, kamuda mülakatla yapılan atamaların büyük bölümünü iptal etmiştir.

Öğretmen atamalarında temel sorun, toplumun her kesimi tarafından ‘siyasi torpil’ ve ‘kayırmacılık’ olarak algılanan mülakat sınavı ile sınırlı değildir. Siyasi iktidarın bir süredir kamu istihdamında benimsemiş olduğu güvencesiz/sözleşmeli istihdam uygulamalarının yaygınlaşması, ‘Güvenlik soruşturması’ adı altında yapılan siyasi fişlemeler, özellikle farklı kimlik ve mezheplere yönelik olarak benimsenen ayrımcı tutumların sürdürülmesi halinde yapılacak atamaların öncekilerden farklı olması beklenemez.

Türkiye’de en yaygın kamu hizmeti olan ve kamu istihdamının yüzde 52’sini (MEB+Yükseköğretim) oluşturan eğitim hizmetlerinin düzenlilik ve süreklilik gerektiren bir alan olmasına rağmen, eğitimde sözleşmeli öğretmenlik gibi belirli süreli ve güvencesizliğe dayanan istihdam biçiminin sürdürülmesinin ne öğrencilere, ne de eğitim sistemine somut bir faydasının olması mümkün değildir.

15 Yılda KPSS’ye Giren Her 100 Öğretmenden Sadece 18’i Atanmıştır!

2003-2016 yılları arasında KPSS’ye giren ve ataması yapılan öğretmen sayısına bakıldığında, bugün neden “ataması yapılmayan öğretmenler sorunu” olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Geçtiğimiz yıllar içinde her yıl KPSS sınavına girenlerin küçük bir kısmı atanırken, büyük bölümü ataması yapılmayan öğretmenler ordusunun daimi üyesi haline gelmiştir.
 

2003-2016 yılları arasında KPSS’ye giren her 100 öğretmenden ortalama 18’inin ataması yapılmış, geriye kalan 82 işsiz öğretmen ya tekrar sınava girmek ya da başka alanlarda çalışmak zorunda bırakılmıştır. Ataması yapılmayan öğretmenlerin zorunlu olarak meslekleri dışında işler yapmaya zorlanması ve meslekleri ile ilgisi olmayan alanlarda çalışmak zorunda bırakılması Türkiye için utanç vericidir.

Herkese Kadrolu ve Güvenceli İstihdam Sağlanmalı, KHK İhraçları İptal Edilmelidir!

MEB’in resmi verilerine göre 438 bin ataması yapılmayan öğretmen bulunmaktadır. Her yıl yüzbinlerce öğretmen, çok sevdiği mesleğini icra edilebilmek için KPSS barajlarını, doğrudan “torpil” çağrıştıran mülakat sınavlarını, aday öğretmenlik sınavını ve daha birçok engeli geçmeye çalışması ülkemiz açısından utanç verici bir durumdur. Nitelikli bir eğitimin gerçekleştirilebilmesi için öğretmenlerin yetiştirilme ve atanmaları sürecinin planlı şekilde işlemesi gerektiği açıktır.

Eğitimin vazgeçilmez unsuru öğretmendir ve eğitimin niteliği, öğretmenin niteliği ile doğru orantılıdır. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin mevcut çalışma koşulları ile öğrencilere ve genel olarak eğitim sistemine hiçbir faydasının olmadığı geçmiş uygulamalarla somut bir şekilde görülmüştür. Kamu hizmetlerinin sürekliliği, düzenliliği ve halka daha nitelikli olarak sunulması için her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarından derhal vazgeçilmeli, herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

MEB öğretmen istihdam politikalarını gözden geçirmeli, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilerek, ihtiyaç kadar kadrolu öğretmen ataması yapılmalıdır. MEB’de yaşanan hukuksuz ihraçlar sonucunda 33 bin 128 öğretmenin kamu görevinden ihraç edilmesi ve öğrencilerinden koparılmasının öğretmen açıklarını daha da arttırdığı açıktır. Hukuksuz ihraçlar derhal iptal edilmeli, haksızlığa uğrayan öğretmenlerin yeniden öğrencileri ile buluşması sağlanmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatandaş 4 ay önce

Eee mülakatta hakki yenenler nolacak?kontenjan icinde olup atanamayanlara ek atama yapilmali.yoksa MEB omur boyu beddua alacak ve hicbir zaman halk gözünde aklanamayacak.