Kriz Zamanlarında Sınıf Yönetiminde Yapmanız ve Yapmamanız Gereken Şeyler
 Hepimiz sınıfta sabrımızı sınayan ve sınırlarımızı zorlayan ders bozucu büyük olaylar yaşamışızdır. Bu olaylar kontrol duygumuzu tehdit edebilir ve diğer öğrencilerin gözünde zayıf görünme korkusu oluşturabilir. Eğer güçlü bir duruş sergilemezsek diğer öğrencilerin de aynı şeyi yapabileceğinden korkarız. Bu duygulara bir de dersin bozulmasını ve sabote edilmesini kişisel almayı ekleyin. İşte size bir felaket reçetesi. Tepkimizi iki bölüme ayırmamız çok önemli:
  1. Anında denge sağlama
  2. Bu sorunları çözmek için müdahale

Kriz Yönetimi

Eğer hastanenin acil servisine giderseniz, doktorların amacı sizi iyileştirmek değildir (gereken tedavi basit olmadığı sürece). Sizin daha da kötüleşmenizi durdurmak isterler. İyileştirmezler, sizi yeniden bir dengeye kavuştururlar. Tekrar dengeniz yerine geldiğinde ya ayakta tedaviye alınırsınız ya da hastaneye yatırılırsınız. Aynı şey itfaiyeciler, polisler, askerler gibi tüm ilk müdahale yapanlar için de geçerli. Önce durumun, çevrenin ya da ihtiyaç halindeki insanların dengelerini sağlarlar sonra iyileştirmek için müdahalede bulunurlar. Tüm acil durumların ana prensibi bir şeylerin daha iyiye gitmesi için çalışmadan önce daha kötüye gitmesini durdurmaktır.

Aynı şey sınıf için de geçerli. Öğretmenler sıklıkla dengesiz bir durumu çözmeye çalışırlar, ama durumu yalnızca hiçbir müdahalenin işe yaramadığı bir noktaya tırmandırırlar. Dengeyi sağlamak için hem öğretmenin hem de öğrencinin öfkeden uzak, sakin ve karşısındakinin bakış açısını dinlemeye istekli olması gerekir.

Olayı kişiselleştirmemek için hem öğrencinin hem de öğretmenin sakinleşmek için zamana ihtiyacı olur. Öğrenciler çoğunlukla kendilerine derinlemesine düşünmeleri için zaman verildiğinde ne yaptıkları üzerine gerçekten tekrar düşünürler. Örneğin, çoğumuz bazı e-mailler yazarız ve sonra üzerine biraz düşününce, gönderme butonuna hiç basmamış olmayı dileriz. Bir bekleme zamanının olması bizi çok fazla dertten kurtarabilir. Bu yüzden bu iki adımlı çözüm, kulağa çok zaman isteyen bir şey gibi gelebilir. Oysa gerçekte zaman çok da büyük bir faktör değildir. Durumlar daha da kötüleşince bunun bütün bir ders yılı boyunca ne çok zamana mal olduğunu düşünürsek, bu iki adımlık çözümle aslında zamandan fazlasıyla tasarruf ederiz. Üstelik bu, hızlı ve dengesiz müdahalelerden çok daha iyi sonuçlar verir.

Ortak akıl bize mümkün olan en hızlı şekilde müdahale etmemizi ve beklemenin kötü bir şey olduğunu söyler. Beklemenin her zaman iyi bir fikir olmadığı konusunda hemfikirim. Ama anında müdahalenin her zaman en çok işe yarayan şey olduğu konusunda aynı fikirde değilim. Öğrencilerin çoğu ve bazı öğretmenler, duygular kabardığında ve ortam kızışmaya başladığında işleri daha da kötüleştirirler. Anında atılıp bir müdahalede bulunmadan önce olayı dengelemek her zaman çok daha iyidir. Önce biraz ortamın ısısını düşürün.

Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler ve 5 Örnek

Daha önce de söylediğim gibi küçük uygunsuz hareketler bu iki adımlı çözümü uygulamanızı gerektirmez. Ama ihtiyaç duyduğunuzda, bunu nasıl yapmanız gerektiğine bakalım:

  • Dengeyi sağlamanın özür dilemek, öğrencinin yanına kalmasına izin vermek ya da görmemezlikten gelmek olmadığını anlayın. Bu, gerçek müdahaleyi daha uygun bir zamana ertelemek demektir.
  • Öğrenciye, hikayeyi bir de onun tarafından dinlemeye istekli olduğunuzu gösterin.
  • Kötü davranışının ardındaki motivasyonu tahmin edin ve öğrencinin tercihi olan bir çözümü kabul etmeden önce tahmininizi doğrulayın.
  • Tartışma girişimlerini geri çevirin.
  • Mizahı kullanın.

Kaçınılması gerekenler:

  • Eleştirmek, uzun uzun öğüt vermek, azarlamak ve suçlamak
  • Tartışmak
  • “Bahane yok” demek ya da bunu ima etmek
  • Anında eyleme geçmek
  • Öğrencinin haysiyetiyle oynamak ya da onu utandırmak
  • Suçlayıcı bir şekilde “Ne dedin sen?” diye sormak

İşte dengeyi sağlamakla ilgili benim en sevdiğim örnekler. Eğer bu dengeleme tekniklerinin ardından müdahale stratejisi gelmezse, problem çözülmeyecektir. Her şey ve herkes sakinleştiğinde ne tür müdahaleler yapacağınızı hayal etmeye çalışın.

  1. Öğrenci (bütün sınıfın önünde): “Bu sınıf berbat!”
    Öğretmen: “Eminim böyle düşünmek için nedenlerin vardır, ama şimdi bunları konuşmak için uygun bir zaman değil. Dersten sonra seni dinleyeceğime söz veriyorum.”
  2. Bir öğrenci başka bir öğrenciye bir isim takıyor ve o öğrenci ona vuruyor. Öğretmen (vuran çocuğa): “Hakaretlere karşı kendini savunmak konusunda tamamen haklısın, ama vurmak kabul edilebilir bir yöntem değil. Bu problemi çözmenin daha iyi yolları konusunda bir konuşma yapmamız gerekiyor.”
  3. Öğrenci (sesli bir şekilde): “Bu sınıftan nefret ediyorum!”
    Öğretmen: “Ama yine de hala geliyorsun. Bu büyük bir cesaret ister. Hadi, bu sınıfı senin için daha iyi hale getirmek için bir yol bulalım. Umarım çok değerli önerilerin vardır.”
  4. Öğrenci: “Yapmayacağım ve bana yaptıramayacaksınız. Siz benim patronum değilsiniz!”
    Öğretmen: “Bu harika bir reddetme şekli. Eğer birisi sana uyuşturucu teklif ederse aynen bunları söylemeni isterim. Bir kez daha deneyebilir misin?”
  5. Öğrenci öğretmene küfür eder.
    Öğretmen: “Benimle böyle bir dille konuştuğuna göre inanılmaz derecede öfkeli olmalısın. Öfkeni göstermen için daha kabul edilir bir yol bulmamız gerekiyor. Ama şu anda bu durumu seninle sakin bir şekilde konuşamayacak kadar kızgınım. Daha sonra ikimiz de hazır olduğumuzda tekrar konuşmalıyız.”

Bunlar sadece örnekler. Hepimiz söylediklerimiz konusunda ciddi olabilmek için kendimizi en rahat hissettiğimiz konuşma şeklini kendimiz bulmalıyız. Samimiyetsizlik asla işe yaramaz, çünkü çocuklar bunu farkına vardığımızdan çok daha sık hissederler.

Eğer bu ifade şekilleri sizin için işe yaramıyorsa, her zaman eski taktikleri kullanabilirsiniz: Ona kadar sayın ve derin bir nefes alın.
edutopia.org

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.