Velilerin Öğretmenlere İsyanı!
"Ödev İşkencesine Dur Denilmeli"

Veliler dertli, çocuklar canından bezmiş vaziyette.

Birinci sınıf öğrenci velilerine verdiğim seminer sonrasında bir veli gelip “Hocam, dün çocuğun ödevi gece saat birde ancak bitti” dedi. Onu duyan başka bir veli “Bizimki de ödevini ancak gece birde bitirebildi” diyerek onu onayladı. Bir başka veli iç çekerek “Çocuğum hafta sonu çok hastaydı. Hasta hasta ödevini bitirmesi için zorladık ama zavallı bitiremedi. Öğretmeni bunu bildiği halde, ödevini tamamlamadı diye çocuğa kızmış. Hafta sonunda yapamadıklarını, hafta içindeki ödevlerine ekleyip yine bitirmek zorunda kaldık. Çocuk perişan oldu” diyerek yakındı.

İki yıldır özelikle birinci sınıfta çocukları olan velilere seminer veriyorum. Her seminer sonrasında yaşadığım bir durum. Veliler etrafımı sararak bu tür şikayetlerini dile getiriyorlar. Bunu söylerken de öğretmenlerinin bundan haberdar olmalarından korktuklarını yüzlerinden kolayca okuyorsunuz.

Ödevler işkenceye dönüyor.

Birinci sınıftaki çocukların henüz el kasları yeterince gelişmemiştir ve özellikle yazma çalışmalarında zorlanırlar. Bu nedenle uzun süre yazma çalışmaları yaptırmamak, yazma yaparken ise çalışmaya zaman zaman ara vererek ellerini dinlendirmek gerekir. Bu bilimsel gerçekliğe rağmen 6 yaşındaki çocuklara saatlerce sürecek ödevler verilmesi zulümdür.

Bu yaş çocuklarının sosyal gelişimleri, bilişsel gelişimleri kadar önemlidir. Bakanlık, ilkokulun haftalık ders programını çocukların gelişim özelliklerini dikkate alarak hazırlanmıştır ve her gün iki dersi oyun ve diğer fiziksel etkinliklerle geçirmeleri gerekir.

Durum böyle iken maalesef öğretmenlerin çoğu oyun ve fiziksel etkinlikler ve serbest etkinlikler yapılması gereken saatlerde bile okuma-yazma çalışmaları yapmaktadırlar. Yetmedi bir de saatlerce sürecek ev ödevi vermektedirler. Sonuçta çocuklar günlerinin çoğunu maalesef yazma çalışmalarıyla geçirmektedirler.

6 yaşındaki bir çocuğun okula gidip döndükten sonra kalan tüm zamanı yine ödevlerle geçirmesi, oyuna hiç zaman ayıramaması, ailesiyle birlikte zaman geçirememesi, gece yarılarına kadar ödev yapması ve ödevlerini bitirmesi için velisi tarafından baskı altına alınması işkence değil de nedir!

Siz, iki sayfa “l” harfi yazan çocuğun kaç tane “l” yazmak zorunda kaldığını hiç hesapladınız mı? Bir çocuk “l” senini yazarken ben merak edip saymıştım. Bir satıra yaklaşık 20-25 tane “l” yazıyordu. Bir sayfada 600’ün üzerinde “l” yazmıştı. Bu sesin öğretimi sürecinde kim bilir kaç safa daha aynı sesten yazmıştı. Durup düşünmüştüm, zaten bu sesin hem okunuşunu hem de yazılışını bilen bir çocuğa binlerce “l” yazdırmanın ne faydası olur diye….

Ödevler, niteliksiz.

Öğretmenlerin verdikleri ödevlerin çoğu öğrenciye bir şey kazandırmayan niteliksiz çalışmalardır aslında. Örneğin birinci sınıfta bir sesi, heceyi ya da kelimeyi defalarca deftere yazmaktan ibarettir ödevler. Öğrenciden okunuşunu ve yazılışını bildiği sesi yüzlerce kez deftere yazması istenir. İleride cümle ve metin yazmalarına dönüşür bu çalışma. Yaz, yaz, yaz. Oku, yeniden yaz. Saatlerce yaz. Okumaya başlayınca test çözme de eklenir buna. Biraz daha katmerlenir ödevler.

Öğretmenleri tarafından ödevlerle ezilen, aileleri tarafından ödevleri yetiştirmesi için baskı altına alınan, azarlanan, itilip kakılan, gece saat birlere kadar ödev yapmaya zorlanan 6, 7 yaşındaki çocuklar kısa sürede okuldan nefret etmeye başlarlar. Sadece okuldan değil, öğrenmekten de soğurlar.

Sevgili öğretmenler,

Karşınızdakiler daha 6,7 yaşında oyun çağındaki çocuklardır. Onlar bir daha asla çocuk olmayacaklar. Çocukluklarını yaşayacakları zamanları ödevle geçirmeleri için zorlamayın. Lütfen çocukların hayatlarını çalmayın!

İşe yaramayan tekrarlardan ve onlarca benzer testi çözmekten ibaret gereksiz ödevler vermeyin.

Verdiğiniz ödevlerin süresi asla bir saati geçmesin.

Unutmayın, el kasları gelişmemiş çocuklar verilen ödevleri kısa sürede yapıp bitiremezler. Ödev yapma süresini kendinize göre değil çocuklara göre hesaplayın.

Şayet ödev verecekseniz, vereceğiniz ödevler, incelemeye, araştırmaya, düşünmeye ve öğrendiklerini pekiştirmeye yönelik nitelikli çalışmalar olsun.

Gereksiz yazma çalışmalarının çocukları yorduğunu, özensizleştirdiğini bu nedenle çocukların yazısının bozulmasına neden olduğunu unutmayın. Amacınız yazıyı güzelleştirmekse çocuğun yorulmadan bitirebileceği ve özenle yazabileceği birkaç satırlık metinler olmasına özen gösterin.

Yıl içinde çocukların el kaslarının daha da gelişeceğini ve her geçen gün yazılarının güzelleşeceğini bilin. Yazı güzelleştikten sonra bozulmaması için özen gösterin. Ne de olsa okuma-yazma öğrendiler diyerek sayfalarca yazma ödevi verip yazıların yeniden bozulmasına neden olmayın.

Türkçe dersi okuma-yazma çalışmasından ibaret değildir. Çocuklara dinleme ve izleme alışkanlığı kazandırmaya gayret edin ayrıca konuşma becerilerini geliştirin.

Sizlere son sözüm: En iyi öğretmen, öğrenme sürecini okulda tamamlayan öğretmendir.

Sayın yetkililer,

Biliyorum ki sizler de en az benim kadar bu acı tablonun farkındasınız. Size son sözüm yok. Çünkü bu acı tabloda son sözü söyleyecek sizlersiniz. Çocuklarımız bu işkenceden kurtulmak için sizi bekliyor…

Doğan CEYLAN
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Arzu 2 ay önce

Sistemmmm 60 aylik bebelere el yazisi ogretiyorum harikaaa her sey odevede gerek yokkk

Avatar
Salih 2 ay önce

Yazmayayım yazmayayım diyorum tutamıyorum kendimi. Öğretmenin önüne 5-6 yaşında çocuğu getirten sistemi öğretmen mi yaptı. 65 aylık çocuğu olan veli geliyor soruyor hocam verelim mi bir sene beklesin büyüsün diyorum bi bakıyorum çocuğu vermiş okula. 2-3 ay bile bir çocuğun büyümesinde çok çok etkili. eskiden 7 yaşında başlanırdı. Öğrenci büyür okula başlar. Ondan sonra ödev bitmiyor.Bir sayfayı geçtim bir satırı gece yarısına bitirmeyen öğrenci vardı. Kusura bakmayın da azcık öğretmenleri de kendine bırakın. Bütün her şey bitmiş iş ödeve kalmış gibi davranmayın. Ben ödev veren bir öğretmen değilim. 2. Sınıf okutuyorum sınıftaki zamanım yetiyor. Ödev verene de saygım var aşırısı da ona kalmış. Okulların teknik, donanım, temizlik hiç bunları yazan bunlarla ilgili çözüm üreteni görmedim. Çünkü o konular parasal olduğu için ahkam kesmesi de kolay değil. Okulların ne kadar içler acısı içinde olduğu ile ilgili bir seminer verirsiniz inşAllah bir gün. Neyse herkese iyi çalışmalar.