'Devlet İçinde Devlet Olma Arzusuna İzin Verilmemelidir'
Türk Eğitim-Sen 2. Grup İlçe Temsilcileri Eğitim ve İstişare Toplantısı, 23-25 Aralık 2016 tarihleri arasında Antalya'da yapıldı. Toplantıda Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Merkez Yöneticileri, İlksan Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz, Kıbrıs Türk Memur-Sen Genel Başkanı Kaan Mındıkoğlu ve Yönetim Kurulu, şube başkanları, ilçe temsilcileri ve ilçe yönetim kurulu üyeleri hazır bulundu.

Toplantıdaki bir konuşma yapan İsmail KONCUK, devletin içinde geçmiş dönemde yer alan ve hâlâ uyuyan hücreleri bulunan paralel yapılanmadan ve de günümüzde hâlihazırda bu paralel yapıyı bir bakıma ikame eden yeni oluşumlardan söz ederek bu konularda acil tedbirler alınması hususunda fikirlerini beyan etti.

KONCUK'un konuşmasından bir parçayı sizler için paylaşıyoruz:

"Biz esasında 17-25 Aralık’tan önce de paralel yapılanmaya dikkat çekmiştik. 2010 yılındaki KPSS hırsızlığında da Türkiye’nin dikkatini paralel yapılanmaya çekmiştik. O dönemde Türk Eğitim-Sen olarak hırsızlığın belgesini koymuştuk. Allah muhafaza o verdiğimiz isim itiraf etmeseydi, başımıza ne çoraplar öreceklerdi. Olsun, biz bunu göze almıştık.

Bunların kamuyu ele geçirme operasyonlarını deşifre etmemize rağmen, -KPSS ile öğretmen olunuyordu, devletin tüm kademlerine girilebiliyordu- dönemin YÖK Başkanı beni yalancılıkla suçladı, ÖSYM Başkanı ‘KPSS’de hırsızlık yapılmadı’, iktidarın tüm mensupları da koro halinde ‘bu sınav tertemiz’ dedi. Güneş balçıkla sıvanır mı? Hayır. Peki neden tedbir almadınız?

Bugüne gelindiğinde ise, paralel yapılanmanın Türkiye’de birtakım kurumlara sızmasının sebebi olarak 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nu gösteriyorlar. Hayır, bu doğru değildir. Bunun sorumlusu suistimallere, 657 Sayılı DMK’nin delinmesine göz yumanlardır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu çok sağlam bir kanundur. Kanunun varsa eksikleri konuşuruz, o ayrı meseledir. 1965 yılından bu tarafa değiştirilerek olgunlaşmış bir kanundan bahsediyoruz. O kanunu suçlu ilan etmeye çalışıyorlar. Peki neden? Dertleri başka bir şey. Kanunu kirleterek başka bir hesapları var.

Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı bir yükseköğretim yurdunda birileri öğrencilere eğitim veriyormuş. Öğrencilere eğitim verenler devlet memurları değil. Bunlar nereden geliyor? Ne yapılmaya çalışılıyor? Hâlâ mı aynı cemaat mantığıyla hareket edeceğiz?

Hiç olmazsa bundan sonra paralel yapılanmaya izin vermeyelim. Eğer hakkaniyet liyakat, adalet ölçüleri dışında başka saiklerle yapılan değerlendirmelerle kamuda öğretmen atanıyorsa, yargıda hâkim, savcı atanıyorsa, kamuda memur atanıyorsa, benzeri sıkıntıları önümüzde süreçte de yaşayabiliriz. Bu nedenle hangi sendika, hangi vakıf, hangi cemaat olursa olsun hiçbirisinin devlet içinde devlet olma arzusuna izin verilmemelidir.

Ne yazık ki hala bir paralel yapılanma var. Hani 15 Temmuz’dan ders almıştınız? Geçtiğimiz günlerde bir okulda bir vakfın temsilcileri öğrencilere değerler eğitimi yapmış. Allah’a şükür okullarımızda değerler eğitimini yapabilecek kabiliyette din kültürü ve ahlak bilgisi, tarih, felsefe öğretmenlerimiz var. Hangi alandan olursa olsun bu milletin değerlerini bilen, bunu özümsemiş birçok öğretmenimiz var. Bilmem ne vakfının adamı okulda, Fetocülerin sohbet evlerinde yaptıkları gibi faaliyetler yapacak. Ne adına yapacaklar?"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ABDULLAH 11 ay önce

Sizce okullarda verilen değerler eğitimi yeterlimi yada maneviyat maddiyatla sağlanabilir mi sizden soruyorum..?