Öğretmenler-Memurlar grev yapabilir mi?

Ahmet Ünlü'nün köşe yazısı;

Memurlar grev yapabilir mi ya da fiili durum nasıl düzeltilir?

Memurların sendikalarca zaman zaman greve veya iş bırakmaya katılmaya çağrıldığı ve bu karara uyan memurlar hakkında da çeşitli disiplin cezaları verildiği bilinen bir gerçektir. Yapılan işe gelmeme eylemleri memurlarla amirleri karşı karşıya getirmektedir. Yaşanan bu süreçler memurların grev kararını fiili durum haline getirmiştir.

Memurlar için grevsiz toplu sözleşmenin anlamsız olacağını ve grevin eninde sonunda geleceğini konuyla ilgili olanlar bilirler. Daha önce dönemin Milli Eğitim Bakanı'nın grev yapan öğretmenler hakkında soruşturma açılmayacak yönündeki açıklaması grev hakkının fiilen tanındığını resmileştirmişti.

Danıştay kararları uyarınca, sendikaların eylem çağrısına katılarak işe gelmeyen memurlara verilen disiplin cezaları yargıdan dönmektedir. Danıştay'ın değişik zamanlarda vermiş olduğu bu yöndeki kararları daha önce de tanımladığımız üzere bir anlamda fiilen greve izin veren bir karar halini almıştır.

Danıştay'ın vermiş olduğu bu kararların etkileri çok net bir şekilde görülmeye başlamıştır. Öyle ki karayolu, sağlık, maliye gibi birçok alandaki grevler nedeniyle memurların işi yavaşlatması veya işin durdurulması nedeniyle büyük mağduriyetler ortaya çıkmakta ve nihayetinde fatura vatandaşa yüklenmektedir. Nitekim Gezi Parkı eylemi neticesinde gerçekleştirilen grev kararları farklı bir boyuta taşınmış ve başkaldırı görüntüsü oluşturmuştur. Yani ideolojik boyutu daha ağır basmıştır. Dolayısıyla benzeri kalkışmalarda da aynı yönde hareket edileceği bilinmelidir.

Diğer yandan, 657 sayılı Kanun'un 125/E-a maddesinde; ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmanın memuriyetten çıkarma cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu açık hükme rağmen Danıştay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda alınan grev kararına katılan memurlara ceza verilemeyeceğine hükmetmiştir.

Bu sorunların asgariye indirilebilmesi amacıyla, sorunun tüm boyutları ile incelenerek Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Fiili hale gelen memur grevinin yasal olarak imkansız hale getirilmesi ya da yasal boyuta kavuşturulmaması halinde başka kanunsuzluklara zemin hazırlayacağında kuşku yoktur. Hukuk devletinde her bastıranın fiili durum oluşturması kabul edilebilir bir durum değildir ve olmamalıdır da.

Konunun yasal boyutu yeterli midir?

Danıştay'ın verdiği kararlarla fiili durum haline getirdiği ancak mevcut mevzuatın kanunsuz gördüğü grevle ilgili olarak birkaç hususu belirtmek istiyoruz. 1982 Anayasası'nda yapılan değişiklikle memurlar ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı getirilmiştir. Bu çerçevede 4688 sayılı Kanun'da da gerekli değişiklikler yapılarak tolu sözleşmenin esas ve usulleri belirlenmiştir.

Bu bağlamda, Anayasa'nın 53'üncü maddesinde memurlar için toplu sözleşme hakkı düzenlenmiş grev hakkı ise 54'üncü maddede sadece işçiler için düzenlenmiştir. Buna göre, memurlar tarafından tertip edilen grev düzenlemesi fiilen var ama lokavt yoktur. Bu iki kavram ise bir birinin tamamlayıcısıdır. Bu çerçevede anayasal düzenleme kaçınılmaz hale gelmiştir.

Diğer yandan, 657 sayılı Kanun'un 125/E-a maddesinde; ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmanın memuriyetten çıkarma cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.

657 sayılı Kanun'da yer alan bu kadar açık hüküm karşısında memurları ideolojik amaçlarla grev yapmaya davet etmek tehlikeli bir girişimdir ve gelecekleriyle oynamaktır. Bu tür davranışların da alışkanlık haline getirilerek nasıl olsa bu kadar büyük bir kitleye ceza verilemez denilmesi geri tepebilecek bir yaklaşımdır.

Ayrıca, Danıştay'ın vermiş olduğu karar bağlayıcı olmayıp, değişme riski olan bir karardır. Kaldı ki verilen kararlarda oybirliği bulunmamaktadır. Diğer bir husus da yapılan yeni atamalarla Danıştay'da çok büyük bir değişiklik olmuş ve bunun kararlara yansıyabileceği hususu gözden kaçırılmayarak memurların maceraya atılması doğru değildir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ne diyor?

KAPAT [X]
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 21.04.2009 tarihli ve 68959/01 başvuru sayılı kararında bu konularla ilgili şu ifadelere yer verilmiştir: Mahkeme, grev hakkının kati olmadığını ve belirli durumlarda kısıtlamaların söz konusu olabileceğini belirtti. Bununla birlikte, belirli memur sınıflarının grev hakları yasaklanırken, bu yasakların bütün devlet memurlarına ya da sanayi ve ticaret alanlarında çalışan devlet çalışanlarına kadar genişletilemeyeceği bildirildi. Söz konusu durumda ise, yayınlanan genelgenin topluca bir yasağa işaret ettiği söylendi.

Buna ilaveten, 18 Nisan 1996'da düzenlenen eyleme dair yasak olarak nitelendirilebilecek bir kanıt yoktu. Eylemde yer alan sendika üyeleri, sadece, barışçıl toplanma haklarını kullanmışlardı. Mahkemeye göre, genelgeye dayanılarak verilen disiplin cezaları, sendika üyelerinin ve diğerlerinin, üyelerinin çıkarlarını korumak üzere düzenlenen grev veya eylem haklarından caydırma amacı taşımaktadır. Ayrıca, Türk hükümeti, demokratik bir toplumda niçin böyle bir kısıtlamaya gidildiğini açıklamakta başarısız olmuştur. Mahkeme, genelgenin kabulü ve uygulanmasını gerektirecek sosyal bir ihtiyaç bulunmadığını ve sendikal haklara orantısız bir saldırının söz konusu olduğunu bildirdi. Bu yüzden de Madde 11'in ihlal edildiğine karar verdi.

Ancak, bu kararın Anayasa değişikliğinden önce olmasını da göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Sonuç olarak memurların 657 sayılı Kanun'un açıkça yasakladığı faaliyetlere teşvik edilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını ve geri tepmesi halinde geleceklerini karartabileceğini düşünüyoruz. Kaldı ki mahkemeye başvurunun 2000 yılında olduğu ve 2008 yılında karara bağlandığı hususu da dikkate alındığında durum daha iyi anlaşılacaktır.

Fiili hale gelen memur grevinin grev hakkı bulunan işçilerin durumuyla kıyası

Halihazırdaki işçi sendikalarına ilişkin uygulamada, her sektörde grev kararı alınamamaktadır. Örneğin 6356 sayılı Kanun'un 62'nci maddesine göre ulaştırma hizmetlerinde, hastane ve eğitim-öğretim kurumlarında grev kararı alınamamaktadır. Yani, grev hakkı verilen işçiler için grevin nasıl ve hangi şartlarda yapılacağı kanunla açıkça düzenlenmiş ve her sektörde grev yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Memurların grev ve lokavt uygulamalarının nasıl olacağı anayasal ve yasal açıdan belirtilmemiş olduğundan ve grevin memuriyetten çıkarma gibi ağır bir yaptırımı gerektirdiğinden greve giden memurlar hem kurumlarıyla hem de güvenlik güçleriyle sorunlar yaşamış ve bundan sonra da yaşayacaktır. Bu sorunların asgariye indirilebilmesi amacıyla, sorunun tüm boyutlarını ele alan yeni bir memur sendika yasası ile kamu personel reformunun çıkarılması gerekmektedir. En hızlı şekilde ise grev veya iş yavaşlatma kararı alan sendikalar ve yöneticileri aleyhine oluşan zararların tazminine yönelik dava süreçleri başlatılmalıdır. Bu nedenle fiili hale gelen memur grevinin nasıl önleneceğine ilişkin kanuni düzenleme yapılmadıkça ya da bu kararı alarak kamu zararına sebep olan ilgililer hakkında nasıl bir işlem yapılacağı kanunda açık hale getirilmedikçe başka kanunsuzluklara zemin hazırlayacağında kuşku yoktur. Hukuk devletinde her bastıranın fiili durum oluşturması kabul edilebilir bir durum değildir ve olmamalıdır da.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hesap zamanı(birine göre terör) 3 hafta önce

Hesap sorma zamanıdır,süre tamamdır,tiranlar bundan habersizdir,
rabb ın orduları heryerdedir,sorgu sual yok işbaşındadır,
her zerre quantum,insan varluk yaradılmış rabbin emrindedir,
dilerse kendine asker eder,terörist şu bu farketmez,
afet lerde bu kapsamda rabbin hükmüyle olur,
hakkında zalim hükmü verdikleimizde hesap verir,
dilediklerimiz hariç ,her tiran hesaba çekilir,

Avatar
terör zamanı!(hesap zamanı) 3 hafta önce

Aleyhine olduklarımız o gün mahrum edilenlerdir.
Her ırk gurup,parti,aşiret ve kesimden kimseler vardır burda,
Azap heryerden kuşatir bunları,yardım edilmez hiçbirine,
Ellerinde ne varsa alınır,helak olmuş hor hakir hale dönüşürler,
O gün diğerleri huzur rahat içinde SAĞLIKLIve güvende yaşamlarına devam ederler.
Ogün aleyhine olduklarımıza kimse yardım edemez,etmez.
İtibar ,imkan,güç zenginlik,makam mevki nufuz,ları o gün onları kurtaramaz.
Övündükleri,övünecekleride olmaz,men edilmişlerdir.
İşta hesap zamanı olanlardır bunlar,kimine gör eterör,
Ama aslı rabbın intikamıdır,
O şeytanlar anlar ama iş işten geçmiştir,
Herbirinden amel sözleri ve sebep olduklarının hesabı sorulur ağır şekilde,
amin! öyle olsun!

Avatar
terör zamanı(hesap zamanı) 3 hafta önce

O gün aleyhine hüküm verdiklerimize kimse yardım edemez,
Yediği-içtiği-soluduğu ona nimet değil,cezadır,
Bedeni,evlatları dostu hısmı güvendiği ona cezadır,
Makam mevkii nufuzu parası zenginliği ona yük cezadır,
O gün yer-gök cümle varlık yaradılmış onlara lanet eder,
''Yanın yokolun yokolanlarla beraber'' denir.
Yer sallanır silkelenir,gök boşalır,gök rabbın hışmı şimşeği ve gürültüyle haykırır,
Bunlar habercisidir,alınacak intikamın,
Biri şöyle der;'' binam sağlam,param var bana bişey olmaz''
Doğrusu; o gün rabbın diledikleri hariç kurtulacak korunacak yoktur.
Parası,sığınağı,kalesinin sağlamlığının gücünün,önemi yoktur.
O ZALİMLERİN, stokladığı yiyecek ler böceğe kurda dönüşür,
O gün alınan önlem tedbirlerin bi önemi yoktur.
Sağlam diye güvendikleri bina sığınak,kumdan kale gibidir,
Olanları akıl-bilimleri anlayamaz, o gün suçlu ararlar ,
Derlerki bu terör, bu kendiliğinden olmaz, yapanlar terörist.
O gün aleyhine hüküm verdiklerimizin helak olduğu gündür,
Amin, öyle olsun!

Avatar
terör zamanı(hesap zamanı) 3 hafta önce

Lanet olsun o tiranlara,o alçaklara,bize ailemize huzur rahat vermeyen o soysuzlara,
İyi,sessiz efendi maskeli bu şeytanların azap ile helak olacağı gündür bugün.
Bağlı-tutuklu halde azabın ateşin içinde yok olurlar.
Sadece ilmi sonsuz olanın tanıklığını yapan bilmektedir o şeytanları,
Her nimet yardım ve iyilik bunlara yasak haramdır.
Bu kimseler için hüküm şudur: DÖNMEZE giderler,O soy kesilir, arz -gök ,bunları kabul etmez.
Bunlar rabbın tanıklarına huzur rahat vermeyen soysuzlardır.
Gizlenirler arzda, ve buldukları rabb yakınlarıyla uğraşmak tır işleri,
Ama zaman gelmiştir, hile plan her işleri boşa çıkarılmıştır, anlayamazlar olanı,
Akılları alınır,BİLDİKLERİNİ unuturlar,hafızaları alınır.
Kimseyi kandıramayacakları,yardım göremeyecekleri, gündür bu gün.
Biri şöyle der: Rabb ve cümle alem belanızı versin soysuzlar! rabb yakınlarına çok çektirdiniz.
Biride şöyle der; rabb bu şeytanlara imkan veren arka çıkan o kimselerede acıma!
Cümle alem,yer gök,herşey herkez :AMİN!!!!!!

Avatar
Rabbin hesap zamanı(terör zamanı tayyibe göre) 3 hafta önce

Zaman terör zamanı ara verdik huzuruna zalimin,
Terör kendi tanımı tayyip denen zulüm sahibinin,
Asi gelir ağaç ürün vermez ,zalimse sahibi,
Asi gelir hücresi,bedene tene,sahibi zalimse,
Asi gelir memur zalimse amirine,
Asi gelir cümle canlı varlık o haine,
Asi gelir deniz balık vermez,zalim yemesin diye,
Asi gelir toprak ,zalimi üstünde gezdirmez,
Öyle bir dönemki kaçacak yer arar zalim,KİM BUNLAR!
Tayyibe biad eden makam -mevki nüfuz sahipleri bunlar,
Bunların emirlerini,uygulayanlar,
Ordularda inmiştir,arza görünen görünmeyen,
Hadi bunlarada terörist de iblis tayyip değil ya senden,
Masum,çaresiz,kimsesizler,huzur,sağlık, rahat bolluk içindedir dokunulmaz ,
Hain alçak zorba hırsız it uğursuz,insan şeytanı ,yani tayyip ve avanesi o süreçten kurtulamaz.
Şeytanadır secdesi,şeytan onu koruyamaz.

Avatar
ey gafil devletli! 3 hafta önce

takdir,hüküm ,tasarruf,şahitlik bizde!
yaşarız sıradan bir insan gibi içinizde,
kah sabreder,kah dua ederiz,
saltanat süresiniz sarayda biz yaparken perhiz.
bedduamızla kabarır deniz,volkan canlanır!
insan hariç cümle yaradılmış bilir bizi tanır.
hain alçaksınız,devlet idaresini oyun eğlencemi sandınız.
verilen sözler tutulmadı,erteliyoruz ama yandınız.
insanı bırak dedik,sal dedik, hertarafı memur devletli,
devletsiz yürüyemez olmuş,hiç olmuş,bağlı her şeyi,
sal insanı, asayiş-güvenlik sağlık görevin asli işin,
küçülsün devlet,hizmette,erdemde,evrenselde devleşin,
yada. doldu zaman,zamanımızı çalanlara,
aydınlık göremedik geleceği ve anı,devlet kapkara.
şükür olsun bizi,masumu ışığıyla aydınlatan ,kurtaran rehber olan rabba.
yıkmadan arzı tepenize ,düzeltin yanlışları,
bizi sıkarken ,acep düşünürmüsünüz biraz tasarruf yapmayı.
ey hırsız zalimler,o haram bogazınızı biyerinizi deler,
yesenizde sarayda bal..yerine şeker,

Avatar
ey gafil reisi devlet 3 hafta önce

devleti küçült,insan,erdem,rabb yücelsin.
yalakalık,riya,hile şeytanlık arttı son 10 yılda,sebebi sensin.
çek elini din-eğitimden-ekonomiden,
hakem ol,hizmet et insana,insanlığa,olsun sermayen!
terörü var edn biziz,küfreden biz,uyaran biz,
alçak herifler biziz kaderiniz,yazan biziz.
hoca-hacı kisvesiyle medet umarsınız ondan bundan,
kah hipi,kah dilenci,kah ateist,kah deli,kah terörist türlü şekilde tedbili kıyafet aranızda gezeriz.
şahitiz hilenize,olan bitene,din eğitim devlet adına hile baskı zorbalığınıza sabreden biziz.
ey şerefsiz ler!gök kubbe yıkıldı yıkılacak tepenize; 3-5 masum mazlum için onu tutan biziz.
selam olsun tayyip denen alçağa,avanesine; o haramları sözünü yuttu, yutkunan biziz.
ey deli soysuz şeytan tayyip,ipini elimizde tutan biziz.
intikamı alınacak verdiğimiz imkan para zamanı çarçur ettiniz.
ülke oldu arı kovanı beslensin diye 3-5 ayı.
sözüm ona mimarı, sahte,üçkağıtçı,hırsız kabadayı.
anlayacan yakında anyayı konyayı.

Avatar
dinle salak reisi devlet 3 hafta önce

uyardık yıllarca,türlü şekilde, tayyip denen alçağı,
topladı kurtulmak için etrafına hoca hacı tarikatları,
be hey şeytan sen rabbini ahmakmı sandın,
şahitleri kaderini yazanlar içinizde sen ne sandın,
bildiğin hoca hacıya benzemez hiçbiri,rabbi başka türlü çağırır,
gören, dinleyen deli ateist veya terörist sanır.
spor giyinir,sakal bıyıksız,pop ruck dinler,
bakıp rabba rapor verirler doğru yoldamı dinler.
rapor mecaz,bizatihi hükmederler,
rabbın tanıklarnı gizler sizden şeytandan,
el eteğini öptüklriniz,tv ye çıkardıklarınız değiller inan.
küfrederlerse küfreder insan-cümle alem,
taşı fırlatırlar,kurşun sıkarlar,onların olur her ağız ve cümle eller.
ey soysuz tayyip! asi geldin bize,biz heryerdeyyiz,
aklını alıcaz yakında sendeyiz.
medet umma çevrende hilekar hoca büyücü taifesinden,
uğrayacaz onlarada bir gün önce senden.