Türk Eğitim-Sen'den Yeni Müfredat Eleştirisi
Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Kanal B’de yayınlanan Güncel programında Millî Eğitim Bakanlığının hazırladığı müfredat taslağını değerlendirdi.

Koncuk, müfredat taslağının kamuoyuyla paylaşılmasını doğru bir yaklaşım olduğunu söyleyerek, "Sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, paydaşların görüşlerinin alınması doğru bir yaklaşımdır. Bu görüşler ne derece değerlendirmeye alınacak, bunu zamanla göreceğiz ama usul olarak yapılan doğrudur." dedi.

Koncuk sözlerine şöyle devam etti:

"Taslakta 53 dersin müfredatının değiştirildiğini görüyoruz. Sanki kutupları yeniden keşfediyoruz. Bu algı yaratıldı. Bu algıyı basın mı yarattı, Bakanlık mı yarattı, bilmiyorum. Ama bu algı yanlış. Müfredatlar her yıl ihtiyaçlar doğrultusunda değişebilir, güncellenmeye ihtiyaç duyulan konular olabilir, ders saati sayısına bağlı olarak daraltılması ya da genişletilmesi gereken konular olabilir. Bunlar her zaman tartışılabilecek konulardır. Ama şu anda kamuoyunda sanki yeniden müfredat yazılmış gibi bir görüntü var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan beri sanki hiç müfredat yapılmadı! Geçmiş müfredatın dışına çıkılabilecek bir tavır sergilenmesi zaten ilmen de mümkün değil. Müfredatta revizyon yapabilirsiniz ama bunu bir devrim gibi takdim etmeyi doğru bulmuyorum. 4+4+4 sistemi gibi yeni bir sistem ihdas etmiyoruz; mevcut müfredatı biraz daha farklılaştırarak, yeniden çağımızın gereklerine uygun olarak güncelliyoruz. Bu şekilde denilseydi bu kadar fırtına kopmazdı diye düşünüyorum.

Böyle bir tartışmaya ne gerek var? Merhum İsmet İnönü’yü sever ya da sevmezsiniz ama onun tarihteki varlığını yok sayamazsınız. Bu bilimsel bir yaklaşım mıdır? O halde, Osmanlı padişahlarından sevdiklerinizi, başarılı olanları tarih kitaplarına koyun, sevmediklerinizi, başarısız olanları koymayın! Böyle bir tarih yaklaşımı olamaz. Yakın tarihimize de bu mantıkla yaklaşamazsınız. İsmet İnönü de, Celal Bayar da, Cemal Gürsel de elbette müfredatta yer almalıdır. Eksikleriyle fazlalarıyla, başarılarıyla, başarısızlıklarıyla takdim edeceksiniz ki, neslimiz bundan ders çıkarabilsin. İsmet İnönü, o dönemde izlediği politikalarla Türkiye'nin 2. Dünya Savaşı'na girmemesini sağlamıştı. Bu önemli bir başarıdır, dolayısıyla bu başarıyı anlatmak durumundasınız. Tarihi örterek nereye varabiliriz? Türk tarihi bir bütündür. İslamiyet’ten önceki Türk tarihi, Selçuklu, Osmanlı tarihi, Cumhuriyet tarihi kısacası tüm tarihi dönemlerimizi her ayrıntısıyla yeni nesillere anlatmalıyız. Mehmet Akif Ersoy, ‘Tarih’i tekerrür diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?’ diyor. Ders almak için bütün evlatlarımıza tarihimizi anlatmamız lazım. Atatürk’ü anlatmamız lazım.

MEB, Atatürkçülük konularının muhafaza edildiğini söyledi, hatta sadece T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde değil, diğer derslerde de Atatürk’ün, Cumhuriyetin kazanımlarının işleneceğini ifade etti. Bu açıklama doğrudur. Atatürk ile ilgili konuların daraltıldığına ilişkin iddiaları da komisyonumuz inceliyor. Meseleye iyi niyetle yaklaşmalıyız. MEB’in sunumunda Atatürk’e değer verildiğine dair açıklamaları, o tartışmaları bitirmek adına doğru bir yaklaşım olarak görüyorum.

Burada gözden kaçırdığımız en önemli husus öğretmen meselesidir. Siz hangi müfredatı getirirseniz getirin öğretmen yetiştirme, öğretmeni donanımlı hale getirme konusunda bir verim sağlayamıyorsanız,  orada hiçbir müfredatla başarıyı yakalayamazsınız. Öğretmenlere kıymet vermeden, öğretmenlerin itibarını artırmadan, öğretmeni kazanmadan hangi müfredatı yaparsanız yapın hiçbir anlam ifade etmez.

Dolayısıyla öğretmen yetiştirme sistemimizi eğitim fakültelerinden başlayarak masaya yatırmamız lazım. Bakınız; öğretmenleri atadıktan sonra hizmet içi eğitim yapıyoruz. 35 yıllık eğitimciyim. 22 yıl fiilen öğretmenlik yaptım. 22 yıl içinde sadece iki defa hizmet içi eğitime tabi tutuldum. Söz konusu hizmet içi eğitimler de sağlıklı, yeterli değildi. Şu anda MEB’de öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerinde de sıkıntılar yaşanıyor. Öncelikle bunları çözmemiz lazım. Müfredatı her zaman değiştiririz ama müfredatı öğrencilere aktaracak olan öğretmenlerimizdir. Müfredat abartılan bir konudur. Bizim zaten müfredatımız var. Bunun üzerinde güncellemeler yapılıyordu ama öyle bir sunum yapıldı ki kutupları yeniden keşfeden bir Bakanlık görüntüsü oluştu. Sayın Cumhurbaşkanı’nın eğitim konusunda başarılı olamadık şeklinde bir açıklaması vardı. Herhalde bu açıklamadan sonra MEB, ne yaparız da eğitimde başarıyı sağlarız dedi ve müfredatı değiştirmeye karar verdi. Siz önce öğretmene kıymet verin, okulları yönetecek olan sağlam, liyakatli, kabiliyetli yöneticiler bulun. MEB’i yönetecek sevk ve idare kabiliyeti olan, bilimsel, çağdaş, milli düşünen bürokratlar bulun. Hammadde öğretmendir. Müfredat her zaman düzenlenir. Ama bunu abartılı sunmak bizi doğruya götürmez. Söz konusu müfredatın çıktılarının nasıl olacağını göreceğiz. Fen bilgisi, matematik v.b. müfredatı değiştirdiğinizde PISA sonuçlarının nasıl olacağını göreceğiz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.